Giriş
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurumsallaşan Five Eyes (FVEY) ittifakı, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasında imzalanan UKUSA Anlaşması (1946) temelinde şekillenmiştir. Bu yapı, istihbarat paylaşımı açısından dünyadaki en entegre ve kapalı ağlardan birini oluşturmaktadır. Bugün, hem transatlantik ittifakın siyasal mimarisi hem de anglosferin jeopolitik kurgusu açısından belirleyici bir rol oynamaktadır.
Bu yazı, Five Eyes’ı tarihsel gelişimi, işleyiş yapısı, güç ilişkileri ve uluslararası sistemdeki etkileri açısından değerlendirmekte; ayrıca egemenlik, gözetim ve küresel norm inşası tartışmalarıyla ilişkilendirmektedir. Five Eyes ittifakı, küresel istihbarat ağlarının en eski ve en kapalı örneklerinden biri olarak, 2020 sonrası dönemde siber güvenlik, dezenformasyon, teknoloji rekabeti ve Çin-ABD gerilimi bağlamında yeni bir evrim geçirmiştir.
Bu yazı, ittifakın güncel dönüşümünü somut vaka analizleriyle birlikte değerlendirerek, transatlantik işbirliğinin istihbarat eksenli geleceğini analiz etmektedir. Five Eyes sistemi, başlangıçta sinyal istihbaratı (SIGINT) paylaşımına dayanmakla birlikte, zamanla terörizm, siber güvenlik, ekonomik casusluk, diplomatik sinyal toplama (DIPLOSIG) gibi alanlara genişlemiştir (Aid, 2009).
Özellikle ECHELON sistemi ile küresel iletişim trafiğinin büyük kısmı izlenmiş, bu durum Snowden belgeleri ile kamuoyuna yansımıştır (Greenwald, 2014).
Her ne kadar “eşit ortaklar” söylemi vurgulansa da, FVEY içindeki veri akışı ve operasyonel kontrol büyük ölçüde ABD’nin elindedir. NSA, GCHQ, CSE, ASD ve GCSB kurumları arasında teknik işbirliği yapılırken, karar alma süreçlerinde hegemonik asimetri gözlemlenir (Deibert, 2013). Bu yapı, Wallerstein’ın merkez–çevre ilişkileri bağlamında yorumlanabilir. “İstihbarat paylaşımı egemenlikten feragat değilse, nedir?” ilkesi ağır basmaktadır (Hocking & Spence, 2016).
Five Eyes yapısı resmi bir antlaşma değil, gizli bir mutabakat sistemidir. Bu durum, uluslararası hukuk çerçevesinde sorumluluk mekanizmalarının oluşmasını engeller.
Örneğin, 2013’te Almanya Başbakanı Merkel’in telefonunun dinlenmesi, Avrupa kamuoyunda Five Eyes’a yönelik ciddi meşruiyet krizleri doğurmuştur (Bigo et al., 2015). Gözetimin ulusal güvenlik adına meşrulaştırılması, gizlilik ile demokrasinin çatışmasını doğurmuştur (Zuboff, 2019). Michel Foucault’nun biyopolitika ve panoptikon kavramları, Five Eyes’ın gözetim kapasitesini anlamak için işlevseldir.
Verinin dolaşımı üzerinden bireylerin ve toplumların davranış kalıplarının modellenmesi, istihbarat işbirliğinden ziyade veri egemenliği rejimi inşası anlamına gelir (Lyon, 2014). Bu açıdan Five Eyes, yalnızca teknik değil, ontolojik bir güç inşası projesidir.
1. Teknoloji ve Çin Rekabeti: Huawei ve TikTok Vakaları
Günümüzde Çin’in Belt and Road projesiyle birlikte kendi dijital gözetim sistemlerini (örn. BRI Smart Cities) ihracı, ABD ve Five Eyes ülkelerince stratejik tehdit olarak görülmektedir. Huawei, TikTok gibi teknoloji firmalarına getirilen yasaklar, aslında veri savaşlarının ve dijital egemenlik mücadelesinin yansımasıdır (Segal, 2020).
Buna karşılık Çin, Rusya, İran gibi ülkeler bilgi paylaşımı ve siber güvenlik alanında kendi bloklarını kurmaya çalışmaktadır (Rid, 2020). Five Eyes ülkeleri, özellikle Huawei’nin 5G altyapısındaki rolü nedeniyle Çin’e karşı ortak pozisyon alma arayışına girmiştir.
Huawei 5G Krizi (2019–2021) ile ABD, Huawei’nin casusluk yaptığına dair iddialarla Five Eyes ortaklarını 5G altyapısından Huawei’yi dışlamaya zorladı. Sonuç olarak Avustralya ve Birleşik Krallık Huawei’yi tamamen yasakladı, Kanada ise 2022’de yasaklama kararı aldı (Segal, 2020). Yeni Zelanda ise teknik güvenlik gerekçesiyle dışladı.
TikTok Yasağı (2020–2024) ile ABD ve Kanada başta olmak üzere birçok FVEY ülkesi, TikTok’u kamu cihazlarında yasakladı. Bu, dijital egemenlik ve veri güvenliği tartışmalarını tetikledi (Farrell & Newman, 2022).
2. 2022 Ukrayna Savaşı: İstihbaratın Açık Kaynakla Bütünleşmesi
Five Eyes ittifakı, Ukrayna’nın işgali öncesinde istihbarat bilgilerini kamuoyuyla paylaşarak “açık istihbarat diplomasisi” dönemini başlattı. Örneğin, ABD ve Birleşik Krallık, Rusya’nın işgal planlarına dair uydu görüntüleri ve bilgi notlarını Şubat 2022’de önceden yayımladı (BBC, 2022).
Bu, geleneksel gizlilik normlarının terk edilerek, dezenformasyonu önleyici bir şeffaflık stratejisine geçildiğini gösterdi (Rid, 2020). Ancak bu yaklaşım, bazı araştırmacılarca “kamuoyunun duygusal mobilizasyonu” amacıyla araçsallaştırılmış bir istihbarat kullanımı olarak yorumlandı (Raphael, 2023).
3. Siber Savaş ve Kritik Altyapı: Colonial Pipeline (2021)
Colonial Pipeline’a yapılan siber saldırı sonucu ABD’nin doğu yakasında petrol arzı geçici olarak durdu. Five Eyes’ın bu duruma tepkisi ise ittifakın siber güvenlik ekiplerinin olay sonrası kritik altyapıların korunması için ortak protokol geliştirmesi olmuştur (CISA, 2021). Bu olay, istihbarat işbirliğinin sadece devlet aktörleri değil, özel sektördeki hedeflere karşı da genişletilmesini zorunlu kıldı.
4. Dezenformasyonla Mücadele ve Seçim Güvenliği (ABD, 2020 & Kanada, 2021)
ABD 2020 Başkanlık Seçimleri sürecinde Five Eyes ittifakı — ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan istihbarat iş birliği ağı — dış kaynaklı dezenformasyon kampanyalarının tespiti ve engellenmesi konusunda yüksek düzeyde koordinasyon sergiledi.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nün (ODNI) 2021 tarihli raporunda, Rusya, İran ve Çin gibi devlet aktörlerinin çevrim içi bilgi operasyonları aracılığıyla Amerikan seçmenini kutuplaştırma, güven sarsma ve sonuçlara müdahale etme girişimlerinin hedef alındığı açıkça belirtilmiştir.
Bu süreçte, Five Eyes ülkeleri, yalnızca teknik sinyal istihbaratıyla değil; aynı zamanda algoritmik analiz, yapay zekâ destekli içerik izleme ve platformlar arası çapraz doğrulama gibi ileri düzey veri analitiği teknikleriyle çalışarak seçmen psikolojisine dönük manipülatif faaliyetlerin erken safhalarda teşhis edilmesini sağladı.
Benzer şekilde, Kanada’nın 2021 Federal Seçimleri sırasında Kanada Güvenlik İstihbarat Servisi (CSIS), Çin hükümetiyle bağlantılı bazı sosyal medya ağlarının Kanada’daki diaspora toplulukları üzerinde algı mühendisliği yaptığına dair kapsamlı bulgular ortaya koydu.
Bu ağlar, geleneksel propaganda yöntemlerinden farklı olarak TikTok, WeChat ve Facebook gibi mecraları kullanarak düşük yoğunluklu ama süreğen bir bilgi akışı yaratarak seçmen eğilimlerini etkilemeye çalıştı. Bu gelişmeler, beşli ittifakın istihbarat önceliklerinin klasik “düşman devleti izleme” mantığından çıkarak, artık çok katmanlı ve dağınık dijital tehditlerin izlenmesine evrildiğini göstermektedir.
Günümüzde seçim güvenliği, yalnızca sandık ve oy sayımı süreçleriyle sınırlı kalmayıp; sosyal medya algoritmaları, bilgi dolaşımı, psikolojik manipülasyon ve dijital etki kampanyalarının takibiyle doğrudan bağlantılı hâle gelmiştir.
Böylece Five Eyes, 21. yüzyılın istihbarat ortamında “elektronik kamuoyunun korunması” gibi yeni normatif görevler üstlenmiş, seçim süreçlerini yalnızca iç politika değil, aynı zamanda dış politika ve ulusal güvenlik konusu hâline getirmiştir.
Bu perspektiften bakıldığında, Five Eyes ittifakı sadece bir istihbarat paylaşım ağı değil, aynı zamanda dijital çağın siber-demokratik savunma bloğu olarak konumlanmaktadır.
5. Çin’in Veri Diplomasisine Karşılık: “Digital 10” ve Yeni Bloklaşmalar
2021 G7 Zirvesinde Five Eyes ülkeleri, G7 içinde Çin’e karşı dijital altyapı ve veri güvenliği konusunda Demokrasi Blokları oluşturma çağrısı yaptı. Digital 10 (D10) Girişimi ile ABD, FVEY ülkeleri ve Japonya, Güney Kore gibi ülkeleri içeren veri ve teknoloji temelli yeni bir işbirliği önerdi (Hopewell, 2021).
6. Teorik Değerlendirme
Realist Yaklaşıma göre Five Eyes, Çin’in yükselişiyle birlikte, klasik güç dengeleme aracına dönüşmektedir (Mearsheimer, 2001). İnşacı Yorum, İttifak, “ortak düşman kimliği” üzerinden Batı dayanışmasının kimliksel çimentosu hâline geldiğini ifade etmektedir (Wendt, 1999). Eleştirel Perspektife göre Gözetim kapitalizmi ve veri sömürüsü, liberal demokrasilerde dahi otoriter eğilimleri besleyebilir (Zuboff, 2019).
İstihbarat paylaşımı gizli kalmaya devam ettikçe, parlamenter denetim ve toplumsal meşruiyet ciddi zafiyet göstermektedir. Bu bağlamda, Five Eyes yapısının demokratikleşmesi ya da çok taraflı istihbarat normlarına bağlanması gerektiği öne sürülmektedir (Born & Leigh, 2007). Alternatif olarak, BM bünyesinde bir “Uluslararası İstihbarat Etik Kurulu” önerisi dahi gündeme gelmiştir (Raphael, 2021).
Sonuç
Five Eyes ittifakı, yalnızca klasik istihbarat paylaşımı değil, dijital çağın çok katmanlı güvenlik mimarisini kurma girişimidir. Yeni tehditler karşısında işlevsel yapısını korurken, hukuki ve etik sorgulamalara daha açık hale gelmiştir. Günümüzde Five Eyes, veri milliyetçiliği, siber egemenlik ve algoritmik savaşın merkezinde konumlanmaktadır. Bu durum, hem jeopolitik dengeyi hem de demokrasi teorisini yeniden düşünmeyi gerektirir.
Five Eyes, yalnızca beş ülkenin güvenlik işbirliği değil; Anglo-Amerikan egemenlik tahayyülünün dijital çağa taşınmış halidir. İttifak, güç politikalarının yeni medyasına, veri üzerinden hegemonya inşa etme stratejisine dönüşmüştür. Günümüzde, istihbarat işbirliği egemenlik transferi, gözetim ise jeopolitik kodlama aracı haline gelmiştir. Bu yapı hem uluslararası hukukun sınırlarını hem de liberal demokrasilerin içsel tutarlılığını zorlayan bir mimaridir.
İrem Tabirlioğlu (2025).
*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.
Kaynakça
• Aid, M. M. (2009). The Secret Sentry: The Untold History of the National Security Agency. Bloomsbury Press.
• BBC News. (2022). “Ukraine Crisis: How Western Intelligence Warned the World.”
• Bigo, D., et al. (2015). Mass Surveillance of Personal Data by EU Member States and its Compatibility with EU Law. CEPS.
• Born, H., & Leigh, I. (2007). Making Intelligence Accountable: Legal Standards and Best Practice for Oversight of Intelligence Agencies. Geneva Centre for Democratic Control of Armed Forces.
• CISA. (2021). Joint Cybersecurity Advisory on Ransomware Attacks.
• Deibert, R. (2013). Black Code: Surveillance, Privacy, and the Dark Side of the Internet. Signal.
• Farrell, H., & Newman, A. (2022). Underground Empire: How America Weaponized the World Economy. Crown.
• Greenwald, G. (2014). No Place to Hide: Edward Snowden, the NSA, and the US Surveillance State. Metropolitan Books.
• Hocking, B., & Spence, D. (2016). Foreign Ministries in the European Union: Integrating Diplomats. Springer.
• Hopewell, K. (2021). “Digital Infrastructure and Strategic Competition.” Global Policy Journal.
• Lyon, D. (2014). Surveillance After Snowden. Polity Press.
• Raphael, S. (2023). “Transparency or Tool? Intelligence and Public Trust in the Ukraine War.” Journal of Strategic Studies, 46(1), 80–104.
• Rid, T. (2020). Active Measures The Secret History of Disinformation and Political Warfare. Farrar, Straus and Giroux.
• Segal, A. (2020). The Hacked World Order How Nations Fight, Trade, Maneuver, and Manipulate in the Digital Age. PublicAffairs.
• Zuboff, S. (2019). The Age of Surveillance Capitalism. Profile Books.















Leave a comment