Günümüzde şüphesiz hayatımızın çok büyük bir bölümü siber uzayda geçmektedir. Hayatımızdaki unsurların her biri de bu minvalde kendini sibere uzaya adapte etmeye çalışmaktadır. Nihayetinde terör örgütleri de faaliyetlerini siber uzay üzerinden sürdürmeye çalışmaktadırlar. Siber terörizm görece çok yeni bir alan olduğu için, karar alma süreçlerinin nasıl yürütüleceğini belirlemek için yeterli literatür yoktur. Bu alandaki en önemli sorun, tanım meselesidir. 1980’lerin ortalarından bu yana çeşitli tanımlar sunulmuş olsa da, evrensel kabul gören bir tanım üzerinde anlaşmaya varılmamıştır.
Siber terörizm ne değildir?
Siber terörizm kavramının çerçevesini belirlerken öncelikli olarak siber terörizm kavramının ne olduğundan çok ne olmadığını irdelemek isabetli olacaktır. Zira bu kavram bilişim suçları ve hacktivizm ile oldukça sık karıştırılmaktadır. Bu kavramın kapsadığı faaliyetler maddi kazanç kaygısı ve ufak siyasi protestolardan çok daha fazlasıdır.
Siber terörizmde amaç yalnızca veriyi çalmak ya da bir zarar doğurmak değildir ;hedeflenen kitlede korku, panik ve güvensizlik yaratma, kritik altyapıları hedef alarak kamu düzenini bozma, toplumda yaygın bir panik oluşturarak devletin meşruiyetini ve istikrarını sarsmak ve politik sonuç doğurma gibi hedefler baskındır (Weimann, 2005).
Hukuk ve politika literatüründe net bir yasal tanım bulunmadığı için uygulamada kesişimler ve gri alanlar mevcuttur (Theohary & Rollins, 2015).
Siber terörizm nedir?
İnternetin yaygınlığı ve ağ teknolojilerinin düşük maliyetli, kolay erişilebilir olması, terör örgütlerine klasik yöntemlerden farklı olarak propaganda yapma, örgütlenme, finansman sağlama ve doğrudan saldırılar gerçekleştirme olanakları sunduğu görülmektedir. Bu nedenle, siber terörizmi yalnızca teknik saldırılarla sınırlı bir şekilde ele almak yerine, lojistik, ideolojik ve psikolojik boyutlarıyla birlikte değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Darıcılı bu noktaya dikkat çekerek, siber terörizmin sadece sistemlere yönelik şiddet içeren saldırılarla sınırlı kalmaması gerektiğini, aynı zamanda propaganda, destekçi kazanma ve lojistik destek sağlama süreçlerini de içeren bir tanım yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu noktada onun “bir terör örgütüne mensup, iltisaklı veya sempatizan kişi/kişiler tarafından ağ (internet) teknolojileri kullanılmak suretiyle siyasi bir amaca ulaşmak maksadıyla girişilecek her türlü suç teşkil eden şiddet eylemleri, faaliyetleri veya planlamaları, ayrıca bahse konu teknolojilerin imkân ve vasıtaları kullanılmak suretiyle propaganda, eylem planlanması ve diğer lojistik ihtiyaçların temin edilmesine yönelik aktiviteler” (Darıcılı, 2015, pp. 96).tanımı yeterli bir tanımlama olarak ele alınabilir.
Siber terörizmin geleneksel terörizm ile benzer motivasyona dayandığını görsek de, kullanılan araçlar, hedefler ve sonuçları bakımından farklı olduklarını söyleyebiliriz. Terör eylemleri fiziki yıkım ve doğrudan can kayıpları yaratırken, siber terör eylemleri çoğu zaman görünmez ve sessiz şekilde gelişir. Siber terörizmin hangi hedeflere yöneleceğini tahmin etmek zor olduğundan, bu tehdide karşı kırılganlığı değerlendirmenin de daha zor olduğunu söyleyebiliriz. Bilgisayar kullanan ya da otomatik sistemlerden hizmet alan herkes siber terörizme karşı savunmasızdır.
Operasyonel düzeyde ise internet, örgüt hücreleri arasındaki iletişim ve koordinasyonu kolaylaştırmaktadır. Steganografi gibi yöntemlerle mesajların resimler içerisine gizlenmesi, dead dropping tekniğiyle ortak e-posta taslaklarının kullanılması ve şifrelenmiş özel siteler üzerinden emir-komuta aktarımı, örgütlerin güvenli bir haberleşme altyapısı oluşturmasına imkân tanımaktadır.
Kavramın uluslararası arenada hukuki sınırları henüz netleşmiş değildir. Bir ülkenin “siber terörizm” olarak nitelendirdiği bir olay, başka bir ülke için basit bir hacktivizm faaliyeti veya siber suç olarak nitelendirilebilir. Örnek vermek gerekirse; 2010’da Stuxnet zararlısı İran’ın Natanz nükleer tesislerini hedef aldığında, İran bu olayı bir siber terör saldırısı olarak değerlendirmiştir. Oysa Batılı devletler bunu bir tür “siber savaş” eylemi olarak tanımlamayı tercih etmiştir (Collins & McCombie, 2012). Bu belirsizlik hem uluslararası işbirliğini zorlaştırmakta hem de siber tehditlerin hukuki karşılığını bulanıklaştırmaktadır.
Ekonomik Etkiler
Siber terörizmin ortaya koyduğu en bariz etki, hedef alınan ülke ve kurumlarda yol açtığı ekonomik kayıplardır. Bu minvalde gerçekleştirilen saldırıların doğurduğu maliyet, sadece saldırının doğrudan yol açtığı finansal varlıkların veya fikri mülkiyetin kaybı ile sınırlı değildir; üretim kesintileri, iş gücü kaybı, siber olayların ardından yapılan harcamalar, sigorta maliyetlerinin artışı ve yatırımcı güveninin sarsılması gibi dolaylı kayıpları da içerir.
İşletmeler yönelik gerçekleştirilen bir siber terör saldırısı, işletmelerin faaliyetlerini durdurarak gelir ve üretkenlik kaybına neden olur. Fikri mülkiyet veya ticari sırların çalınması gibi bir saldırı ile, rakiplere avantaj sağlayarak ülkenin ekonomisini tehlikeye atabilir. Ayrıca bu tür saldırılar, yatırımcıların ve turistlerin bir ülkeye olan güvenini düşürür (Hua & Bapna, 2013). Bu durum, birçok ülkenin önemli bir gelir kaynağı olan doğrudan yabancı yatırım çekme kapasitesini azaltmaktadır.
Siber terör saldırıların ne kadar büyük bir sorun doğurabileceğine ilişkin fikir sahibi olabilmek adına siber saldırıların mali faturasına bir bakalım: FEMA, 2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde siber saldırılar sonucunda 1,33 milyar dolar kayba uğradığını bildirmişti. Bununla birlikte, bu rakamın gerçek durumu tam olarak yansıtmadığı düşünülüyor. Siber saldırıların ABD’de 24 ila 120 milyar dolar arasında bir yıllık maliyeti olduğu tahmin ediliyor. (Suffolk County, New York, 2020) FBI’ın 2024 Internet Crime Report verilerine göre, ABD’de raporlanan siber suçların toplam maliyeti 16,6 milyar dolara ulaşmış ve bu rakam bir önceki yıla göre %33’lük bir artış göstermiştir (Federal Bureau of Investigation [FBI] Internet Crime Complaint Center [IC3], 2025). Benzer şekilde IBM’in Cost of a Data Breach Report 2025 araştırması, küresel bir veri ihlalinin ortalama maliyetini 4,4 milyon dolar olarak ortaya koymaktadır (IBM Security, 2025).
Toplumsal Etkiler
Terörizmin temel gayesi, fiziksel zararlardan ziyade toplumda korku, panik ve kaosa neden olmaktır. Bu amaca ulaşmak için siber teröristler de kendine münhasır çeşitli yöntemler kullanır.
Bireylerin günlük yaşamlarını etkileyen hizmetlerin (elektrik, sağlık, bankacılık ve eğitim gibi) aksaması, toplumda güvensizlik hissini arttıracaktır. 2007 yılında Estonya’da dağıtık hizmet engelleme (DDoS) saldırıları, bankalar, medya kuruluşları ve devlet kurumlarını hedef alarak bir krize yol açmıştı. Ottis’e (2008) göre, bu saldırılar, NATO’da “bir DDoS saldırısı 5. madde kapsamında kolektif savunma gerekçesi olabilir mi?” sorusunu gündeme getirdi.
Propaganda faaliyetleri, siber terörizmin şüphesiz en görünür boyutunu oluşturur. Siber teröristler sosyal medya üzerinden pek çok propaganda faaliyeti gerçekleştirirler. Bunun amacı, devletin vatandaşlarını koruyamadığı izlenimini yaratmak ve kamu düzenini bozmaktır. DAEŞ’in 2014 sonrası sosyal medya platformları üzerinden yayımladığı videolar, fotoğraflar ve çevrimiçi dergiler bu duruma örnek teşkil edebilir. Bu yayınlar örgütün yalnızca Ortadoğu’da değil Batı toplumlarında da psikolojik etki yaratmasını sağlamıştır. Bu yayınlarda kullanılan şiddet görüntüleri ve dini ve ideolojik söylemler, korku ve panik duygusunu pekiştirmekle kalmamış, aynı zamanda sempatizan kazanma amacı da taşımıştır.
Siber terörizmin sosyal boyutunu en açık ortaya koyan etkilerden biri şüphesiz kişisel verilerinin ifşası üzerinden ortaya çıkan etkileridir. Terör örgütleri veya onlarla iltisaklı gruplar, yalnızca devlet kurumlarını veya kritik altyapıları hedef almakla kalmaz, aynı zamanda bireylerin hassas verilerini de hedef alabilirler. Bu, sadece güvenlik odaklı bir saldırı değil aynı zamanda psikolojik bir şiddettir.
Bu tür veri ifşaları, bireylerin mahremiyetini ciddi derecede zedeler. Bununla birlikte kimlik hırsızlığı, dolandırıcılık, şantaj ve benzeri suçların işlenmesini kolaylaştırır. Bu durum sosyal hayatta bir korku iklimi yaratacaktır. Bireyler kendilerini korunmasız hissetmeye başlayacak, nihayetinde toplumda güven erozyonuna yol açacaktır.
Özellikle sızdırılan veriler kamu kurumları ile ilişikli sistemlerden veya kritik hizmet sağlayıcılarından sızdırılmışsa; bu durum vatandaş-devlet ilişkisini zedeleme potansiyeli taşır. Devletin koruyuculuğuna, vatandaşın duyduğu güven azaldığında, bu durum yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal bir güvenlik sorunu haline gelir.
Bu tür kitlesel, geniş veri sızıntıları yaşandığında etkileri sadece mağdurlarla sınırlı kalmaz. Medyada haberler yayıldığında her vatandaşta bir tedirginlik duygusu oluşacaktır. Zira terörizminde amaçladığı nihai hedef zaten budur. Her yurttaşta oluşacak “bir gün hedef ben olabilirim” kaygısı ve sürekli tedirginlik hali siber terörizmin en güçlü etkilerinden biridir.
Özellikle Türkiye gibi dijitalleşme sürecini hızlı yaşayan ülkelerde,bu hızlı sürecin getirdiği veri güvenliği zafiyetleri mevzu bahis olabilir .
Siyasal Etkiler
Siber terörizm, siyaset üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Siber saldırılar, seçim süreçlerini hedef alarak hükümete olan güveni azaltabilir. Zira 2016 başkanlık seçimlerinde Demokratik Parti’nin e-posta sistemlerinin hacklenmesi ve belgelerin kamuoyuna sızdırılması olayı bir siber casususluk eylemi olarak tarihe geçmişti. Lakin aynı zamanda toplumun seçim sonuçlarına olan güvenini ciddi oranda sarstığı görüldü. (Berghel, 2017). Bu tür olayların gösterdiği gibi, seçim sistemlerinin bütünlüğüne yönelik saldırıların siyasi sonuçlar doğurabileceği açıktır.
Terör örgütleri kendi propagandaları yapmak için siber uzayı kullanabilmektedir. İnterneti ve sosyal medyayı kamuoyunu manipüle etmek amacıyla kullanıp, kamu politikalarını ve siyaseti etkileyebilmektedirler.Bununla birlikte kritik altyapılara gerçekleştirilen saldırılar veya büyük veri sızıntıları halkın hükümete ve liderler olan güvenini zedeleyerek siyasi istikrarsızlığa yol açabilmektedir.
Seçim güvenliği bakımından siber terörizmi irdelersek: seçim süreçlerinde, sistemlere yönelik saldırılar gerçekleştirilerek vatandaşların oy kullanılması engellenebilir. Sosyal medya üzerinden yayılan propaganda ile seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik çalışmalar yapılabilir. Uzun vadede siber terörizmin doğuracağı siyasi istikrarsızlık ile hükümetlerin çöküşüne katkıda bulunabileceği dahi değerlendirilmektedir.
Sonuç ve Öneriler
Siber terörizm, 21. yüzyılın en karmaşık güvenlik tehditlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzdeki modern terör örgütleri aktif olarak siber uzayı kullanmaktadır. Bunun sebebi olarak; düşük maliyetle, hızlı ve kolay şekilde kitlelere ulaşma imkânı ve hukuki açıdan regülasyon eksiklikleri gibi avantajlar sıralanabilir.
Terör örgütleri, özellikle 2010 sonrası dönemde sosyal medya ve multimedya içeriklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte siber alemi propaganda yapmak, fon toplamak, adam devşirmek ve operasyonel koordinasyon için sistematik olarak kullanmaya başladılar.
Siber terörizm, devletlerin yanı sıra küresel sistemin bütününü tehdit ediyor. Bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için sadece teknik çözümlerden oluşan değil, çok boyutlu bir yaklaşım uygulanmalıdır. Siber terörizmin yol açabileceği yıkıcı sonuçlar, hukuki, siyasi, ekonomik ve toplumsal boyutların birlikte ele alındığı bir strateji ile önemli ölçüde sınırlandırılabilir.
*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.
KAYNAKÇA
Daricili, A. B. (2020). Küresel Terörün Teknolojik Yönü: Siber Terörizm. In H. Acar (Ed.), Küresel Terör ve Güvenlik Politikaları (pp. 93–105). Nobel Akademik Yayıncılık. ISBN: 978-625-402-037-7
Weimann, G. (2005). Cyberterrorism: The Sum of All Fears? Studies in Conflict & Terrorism, 28(2), 129–149. https://doi.org/10.1080/10576100590905110
Theohary, C. A., & Rollins, J. W. (2015). Cyberwarfare and cyberterrorism: In brief (CRS Report No. R43955). Congressional Research Service. https://sgp.fas.org/crs/natsec/R43955.pdf
Collins, S., & McCombie, S. (2012). Stuxnet: the emergence of a new cyber weapon and its implications. Journal of Policing, Intelligence and Counter Terrorism, 7(1), 80–91. https://doi.org/10.1080/18335330.2012.653198
Suffolk County, New York. (2020, October). DMA 2000 hazard mitigation plan update – Section 5.4.2: Cyber security. Southampton Town. https://www.southamptontownny.gov/DocumentCenter/View/24191/Section-542—Cyber-Security
Department for Science, Innovation & Technology, & Home Office. (2024, April 9). Cyber security breaches survey 2024. GOV.UK. https://www.gov.uk/government/statistics/cyber-security-breaches-survey-2024
Federal Bureau of Investigation, Internet Crime Complaint Center. (2025). 2024 Internet crime report. FBI. https://www.ic3.gov/AnnualReport/Reports/2024_IC3Report.pdf
IBM Security; Ponemon Institute. (2025). Cost of a data breach report 2025. IBM. https://www.ibm.com/reports/data-breach
Berghel H, 2017, ‘Oh, what a tangled web: Russian hacking, fake news, and the 2016 US presidential election’, IEEE Computer Society, pp.87-91
Fatih Tüzün
















Leave a comment