Siber savaş, son on yılda ulusal güvenlik ajandalarının en üst sıralarında yer alan bir konu olmuştur. Dijital teknolojilerin gelişmesi ve yaygınlaşması birlikte, siber tehditler de artık sadece bireylerin veya kurumların değil, ulusların da güvenliğini tehdit eder hale geldi. Bu makalede, kritik altyapıları hedef alan siber operasyonlar ve bu yeni cephenin geleceği üzerine bir değerlendirme yapılacaktır.
Siber Savaşın Tanımı ve Kapsamı
Siber savaşın tanımı üzerine doktrinde bir uzlaşı sağlanamamıştır. (Çalışkan. 2023) Farklı yaklaşımlar olmakla birlikte bir devlet veya devlet destekli aktörler tarafından, başka bir devletin bilgi ve iletişim teknolojilerine zarar vermek, onları manipüle etmek veya yok etmek amacıyla yapılan siber operasyonlar olarak tanımlanabilir. Bu operasyonlar, genellikle askeri sistemler, kritik altyapılar ve hükümet ağları gibi stratejik hedeflere yöneliktir.
Siber savaşın en önemli farkları somut, fiziksel sınırları ortadan kaldırması ve öngörülemez olmasıdır. Global ölçekte, dünyanın her yerinden, öngörülemez biçimde devletler saldırıya uğrayabilir. Bu saldırılar hassas bilgilerin çalınması, bütünlüğünün bozulması ve erişiminin engellenmesine yönelik olabileceği gibi topluma direkt etki edebilecek su kaynaklarının, demiryolları ve elektrik kaynaklarının bozulmasına yönelik de gerçekleştirilebilir. (Rosenfield,2009)
Kritik Altyapıları Hedef Alan Siber Operasyonların Önemi
Kritik altyapılar; enerji, ulaşım, su, nükleer, sağlık hizmetleri, kimya endüstrisi ve finansal sistemler gibi devletin yürüyebilmesi için hayati öneme sahip sektörleri içermektedir. Kritik Altyapıların Korunması Üzerine Avrupa Programı’nda kritik altyapıların tanımı şu şekilde yapılmıştır; kesintiye uğraması veya yok edilmesi durumunda vatandaşların sağlığı, emniyeti, güvenliği veya ekonomisi yahut AB ülkelerindeki hükümetlerin etkin işleyişi üzerinde kritik etki yaratacak fiziksel ve sanal ağlar, hizmetler bütünü. (Publications Office of the European Union, 2016)
Bu sektörlerin siber saldırılara maruz kalması, hayati derecede sosyal, fiziksel ve iktisadi yıkıcı/bozucu sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçlar doğrudan son kullanıcıları etkiler ve gerçekleştiği ülkelerin stratejik hedeflerini ve ulusal güvenliğini tehdit eder. Örneğin, bir enerji santralinin siber saldırıya uğraması, geniş bir coğrafyada elektrik kesintilerine yol açabilir ve bu da hastaneler, acil servisler ve diğer kritik hizmetler üzerinde zincirleme etkilere neden olabilir. Bu sistemlerin kesintiye uğraması, toplumda ciddi kaos ve zararlara yol açabilir. Dolayısıyla, bu altyapıların güvenliği son derece kritiktir. Türkiye’de kritik altyapı ve bu altyapılara yönelik tehditler üzerine yapılan bir araştırmada, kritik altyapıların sadece ulusal değil, bölgesel ve küresel anlamda da önemli olduğu ve uluslararası iş birliğinin yanı sıra savaş ve tehdit algılarının değişmesine sebep olduğu vurgulanmaktadır. (Genco,2021)
Özellikle SCADA sistemleri, kritik altyapıların kontrol ve izlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, bu sistemlerin internete bağlanmasıyla birlikte, siber güvenlik riskleri artmaktadır.
Ulusal Altyapılara Yönelik Öne Çıkan Siber Saldırı Örnekleri
Ukrayna’da Kritik Altyapılara Yönelik Siber Saldırılar:
Ukrayna, 2014 yılındaki Kırım’ın ilhakı ve Doğu Ukrayna’daki ayrılıkçı çatışmalarla birlikte Rusya ile ihtilafının tezahürü olarak siber savaş alanının da çarpıcı bir örneği olmuştur. Bu süreçte, Rusya’nın siber güçleri, Ukrayna’nın kritik altyapılarına yönelik bir dizi saldırı gerçekleştirmiştir. Bu saldırıların en büyük aktörü Sandworm olarak bilinen bir hacker grubudur. Sandworm’un Rusya’nın askeri istihbarat servisi GRU’ya bağlı olduğu güçlü iddialarla söylenmektedir. (Greenberg, 2020.)
23 Aralık 2015’te, Ukrayna’nın batısındaki iki oblastın enerji şebekesine yönelik gerçekleştirilen siber saldırılar, yüzbinlerce insanı karanlıkta bırakmıştır. 2016 yılında ise, benzer bir saldırı daha gerçekleşmiş ve Kiev’de elektrik kesintisine yol açmıştır. 2015 Aralık saldırısı, BlackEnergy adlı bir modüler bir zararlı yazılım ile gerçekleştirilmiştir. Sandworm, BlackEnergy’yi genellikle enfekte bir Word veya PowerPoint belgesi yoluyla phishing saldırıları aracılığıyla dağıtır. Bu zararlı yazılım ayrıca sürekli olarak geliştirilmiştir ve her yeni sürümü sıfırdan kodlanarak, her bir iterasyonla sofistike hale gelmiştir.
Sandworm hackerları, 2022 yılında Ukrayna’nın elektrik şebekesine üçüncü kez başarılı bir şekilde saldırı düzenlemiş ve bu saldırı, bir füze saldırısıyla aynı zamana denk gelmiştir. (Greenberg,2023) Bu, dijital ve fiziksel savaşın acımasız bir kombinasyonunu gözler önüne sermektedir.
Ukrayna’daki enerji altyapısına yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, siber güvenlik tarihinde dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Bu saldırılar, sadece Ukrayna’da değil, dünya genelinde siber güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesine neden olmuştur.
İsrail’e Yapılan Saldırılar:
2020 yılında İsrail ve İran arasındaki siyasi gerginlikleri ve çatışmaları siber uzayın da dahil olduğunu gösteren olaylar yaşanmıştır. İsrail’in su yönetim tesislerine iki siber saldırı gerçekleştiği bildirildi. İlk saldırı Nisan ayında ve su klor seviyelerini değiştirmeye çalışan bir saldırıydı ve İsrail’in siber güvenlik ekipleri tarafından engellendi. İkinci saldırı ise Haziran’da iki ayrı bölgedeki tarımsal su pompalarına yapıldı. İsrail yetkilileri saldırıların kaynağını açıklamadı, ancak Washington Post ve Financial Times gibi kaynaklar İran’ı işaret etti. (Cimpanu,2020)
Stuxnet: İran’ın nükleer programını hedef alan Stuxnet virüsü, belki de siber savaş tarihindeki en ünlü örneklerdendir. Bu karmaşık siber silah, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini bozmak için tasarlanmıştır. Dış internet ağına açık olmayan nükleer tesislere USB ile bulaştığı düşünülmektedir. Nükleer reaktörlere stabil olmayan işlemler yaptırıp tahribata neden olmuş, bu esnada da veri sızıntısı gerçekleştirmiştir.
Her ne kadar İran hükümeti bu virüsün hiçbir zarara neden olmadığını iddia etse de İran’ın nükleer programında ciddi bir aksama olduğu görülmüştür. Faaliyet gösteren santrifüj sayısının %23 gerilediği, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin yavaşladığı gözlemlenmiştir. (Markoff ve Singer,2010)
Stuxnet, sadece bilgisayar sistemlerine değil, aynı zamanda endüstriyel kontrol sistemlerine fiziksel zarar verebilme yeteneği ile öne çıkmaktadır. Bu özellik, Stuxnet’in sadece bilgi teknolojilerine değil, aynı zamanda fiziksel sistemlere zarar veren bir siber silah olarak nitelendirilmesini sağlamıştır. (Altunkaya,2022)
Duqu: Duqu, 2011 yılında keşfedilen ve Stuxnet ile ilişkili olduğu düşünülen bir zararlı yazılımdır. Sıfırıncı gün güvenlik açıklarını kullanarak enfekte ettiği sistemlerde gizlenir ve bu sistemler üzerinden bilgi toplar. Duqu 2.0 olarak adlandırılan güncellenmiş versiyonu, daha önceki sürümlere göre daha gelişmiş saldırı teknikleri içerir ve yüksek profilli hedeflere yönelik kullanılmıştır.
Buna benzer pek çok farklı örnek geçtiğimiz yıllarda karşımıza çıkmıştır. Amerika’da bir su arıtma testinde, Almanya’da bir nükleer santralde zararlı yazılımlar bulunmuştur. Bu tür kritik kaynakların özenle korunması mühimdir.
Alınan Önlemler ve Önerilenler
Devletlerin, tüm riskleri ve tehditleri dikkate alarak entegre bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. Bu yaklaşım uluslararası aktörleri, kamu ve özel sektör paydaşlarını içermelidir. Hackerlar veya teröristler gibi düşünerek, en zayıf ve hassas noktaları belirlemek, en kötü senaryoları tahmin etmek ve bu durumlara hazırlıklı olmak önemlidir. Bu senaryoları önlemek ve yanıtlamak için gerekli uygulamaları belirlemek gereklidir.
Tüm bu unsurları organize edebilecek bir yapı oluşturulduktan sonra, bir saldırı durumunda ne yapılması gerektiği en ince ayrıntısına kadar planlanmalıdır.
Ülkeler, siber savunma stratejilerini güçlendirmek zorundadır. Bu, sadece teknolojik çözümleri içermekle kalmaz, aynı zamanda eğitim, farkındalık ve uluslararası işbirliğini de kapsar. Örneğin, ABD’de “Critical Infrastructure Security Agency” (CISA) gibi kurumlar, ulusal altyapıların korunması için özel sektörle iş birliği yapmakta ve bilgi paylaşımını teşvik etmektedir.
Uluslararası hukuk, kritik altyapılara yönelik siber saldırıları yasaklayan normlar geliştirmiştir. Birleşmiş Milletler, siber operasyonlarla ilgili sorumlu devlet davranışı normları üzerinde anlaşmaya varmıştır. Bu normlar, özellikle kritik altyapılara kasıtlı zarar verilmesini veya işleyişinin bozulmasını yasaklayan içeriktedir. (Maglaras, Janicke, Ferrag, 2022)
Sonuç
Siber savaşın bu yeni cephesi, uluslararası güvenlik ortamında kalıcı bir unsurdur. Teknolojinin gelişimiyle birlikte, siber saldırıların sofistike ve yıkıcı olma potansiyeli artmaktadır. Özellikle Ukrayna ve İsrail gibi ülkelerde yaşanan olaylar, siber saldırıların gerçek dünyada ciddi sonuçlara yol açabileceğini açıkça göstermektedir.
Kritik altyapıların korunması, uluslararası iş birliği, teknolojik çözümler, eğitim ve farkındalık gibi çoklu bir yaklaşım gerektirir. Devletlerin bu alanda güçlü bir siber savunma stratejisi benimsemesi ve özel sektörle iş birliği yaparak bilgi paylaşımını teşvik etmesi hayati öneme sahiptir. Ayrıca, uluslararası hukuk çerçevesinde kritik altyapılara yönelik siber saldırıları yasaklayan normların geliştirilmesi ve uygulanması da önemlidir.
Sonuç olarak, siber savaşın yeni cephesi olan kritik altyapılar, ulusal güvenlik açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır ve bu tehdide karşı etkili bir şekilde mücadele etmek için tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesi gerekmektedir.
Fatih Tüzün (2024).
*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.
Kaynakça
Altunkaya, Ş. (2022). Siber güvenlik problemlerinin ulus-devlet üzerindeki etkisi: Stuxnet. Dijitalleşen Dünyada Birey, Toplum, Siyaset Kongresi Bildiri Kitabı. (s.1-15). İstanbul: Işık Üniversitesi Yayınları.
Cimpanu, C. (2020). Two more cyber-attacks hit Israel’s water system. ZDNet. https://www.zdnet.com/article/two-more-cyber-attacks-hit-israels-water-system/
Çalışkan, A. (2023). Siber Savaş: Bilgi Krizi Mi Yoksa Güvenliği Mi?. SAVSAD Savunma Ve Savaş Araştırmaları Dergisi, 33(1), 1-32. https://doi.org/10.54078/savsad.1188851
Genco, A. (2021). TÜRKİYE’DE KRİTİK ALTYAPI VE KRİTİK ALTYAPIYA YÖNELİK TEHDİTLER. Kamu Yönetimi ve Teknoloji Dergisi, 2(2), 38-46.
Greenberg, A. (2023). Sandworm Hackers Caused Another Blackout in Ukraine—During a Missile Strike, Wired.
Holat,O.(2021).Yeni medya ve siber savaş kavramları bağlamında Stuxnet saldırısı örneğinin incelenmesi.Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi.
Markoff, J. ve Singer, E. D. (2010). “In a Computer Worm, a Possible Biblical Clue”, The New York Times, 29.11.2010
Maglaras, L., Janicke, H., & Ferrag, M. A. (2022). Cybersecurity of Critical Infrastructures: Challenges and Solutions. Sensors (Basel), 22(14), 51052.
Publications Office of the European Union. (2006). European programme for critical infrastructure protection. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/ALL/?uri=LEGISSUM:l33260
Rosenfield, D. K. (2009). Rethinking cyber war. Critical Review, 21(1), 77-90.

















Leave a comment