İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi
Çarşamba , 5 Ağustos 2026
info@igam.org.tr
Home Analizler GÖÇÜN İRAN GÜVENLİK, EKONOMİK VE SOSYAL YAPISINA ETKİLERİ
AnalizlerSavunma ve Stratejik Analizler

GÖÇÜN İRAN GÜVENLİK, EKONOMİK VE SOSYAL YAPISINA ETKİLERİ

Göç Süreçlerinde Genel Durum: İran’daki Gelişmeler

İran köklü tarihi, kültürü ve geniş coğrafyasıyla Afganistan ve Pakistan’dan başlayan kitlesel göçlerin uğrak noktası olmuştur. Kabil şehrinden başlayan göçler, Herat ve Meşhed üzerinden Tahran’a oradan da Urmiye ve Hoy üzerinden Türkiye’ye devam etmektedir. Kandehar şehrinden başlayan göçler Zabul ve Yezd üzerinden Tahran’a oradan da yine Urmiye ve Hoy üzerinden Türkiye’ye devam etmektedir (BBCNEWS). Özellikle Tahran büyük ve gelişmiş bir şehir olması ve göç yolunun zorunlu rotalarından biri olması sebebiyle yoğun göçlere maruz kalmıştır. 1921 yılı itibariyle Rıza Pehlevi döneminde iki meclisli, laik, demokratik ve anayasal bir sistem ile yönetilmeye başlanmıştır. Rıza Pehlevi döneminde reform ve batılılaşma göçmen politikalarında da kendini göstermiştir.

Belirli alanlarda yabancı iş gücü oluştururken etnik ve kültürel birliği amaçlayan ulusal kimlik inşasıyla göçmen politikalarında da milliyetçi ve tek bir İran kimliği oluşturacak politikalar izlendi. İran’da yaşayan Kürt, Azeri ve Arapların entegrasyonunda, eğitim ve kamu hizmetlerinde Farsça zorunluluğu gibi Fars kültürünü merkeze alan politikalar izlenmiştir. Sınır kontrolü ve yasadışı göçü engellemeye yönelik güvenlik önlemleri alınmıştır. Rıza Pehlevi döneminde Güvenlik ve ulus devleti oluşturulması için dışarıdan göç kontrol altına alınmaya çalışılmış, İç göçler desteklenerek nüfusun dağılımı ve asimilasyon ile Fars Kültürü üstünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır. Bu politikalar İran gibi çok çeşitli etnik gruplara ve zıt görüşlü mezheplerin olduğu bölgelerde örnekleri görüldüğü üzere sorunlar ve çatışmalar çıkarmıştır. Bazı kesimlerin asimilasyonu gerçekleşirken bazı kesimler de radikalleşerek Fars kültürüne karşı cephe almaya başlamıştır.

1941 yılı itibariyle İkinci dünya savaşı sırasında İran’ın kuzeyinde Tebriz ve Mahabad’ da bulunan petrol yataklarını Rusya, güneyinde Abadan’daki petrol yataklarını da İngiltere işgal etmiştir. Bu Kuzey ve güneyde bulunan iki farklı devletin işgali halkta korku yaratmış ve Polonya sendromu dediğimiz iki ülke tarafından işgal edilen devletin ortadan kalkma endişesi yaşanmıştır. Rıza Pehlevi’den sonra yerine gelen Musaddık hem Rıza Pehlevi yönetimine karşı olan hem de millileştirme ve bağımsızlık (batıdan) yanlısı olan taraftan destek aldı. Musaddık yönetimi hem üç yıl gibi kısa bir sürede bitmesi hem de ağırlıklı olarak petrolün millileştirilmesi üzerine politikaları olması sebebiyle ayrıntılı planlanmış göç ve göçmen politikalarına sahip değildi. Kısa vadeli ve reform odaklı göç politikaları oluşturulmuştu. Genel olarak bu dönemde göçler; iç göçlerin desteklenip dış göçlerin de siyasi karışıklıktan dolayı Batı ve Monarşi yanlılarının İran dışına, Musaddık taraflarının da İran’a yönelik göçleriyle sonuçlanmıştır. Musaddık’ın ABD destekli ve CIA’nin de kabul ettiği darbe sonucunda Şah rejimi geri gelmiştir.

Literatürde de ‘’1970’li yıllarda ABD destekli İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin, ABD’nin siyasi, ekonomik ve askeri sahalardaki büyük desteğiyle Ortadoğu yine bu üç alanda çok büyük bir güç haline geldiği ifade edilmektedir.’’ şeklinde bahsedilmiştir (Hacıfazlıoğlu,2024). Petrol krizi, ABD ambargosu sonrası ekonomi kötüye gitmeye başlamıştır. Şah ve Batıya yönelik yönetime karşı protestolar iyice alevlenmiştir.

Humeyni 1979 İran İslam devrimiyle yönetime geçmiştir ve Suudi Arabistan gibi bölge ve komşu Sünni devletlerin tepkisini almıştır. Şii Hilali sonrası Irak ile uzun vadeli bir savaşa girmesiyle hem yalnızlaşmış hem de bütün kaynaklarını eritmiş oldu. Siyasal demokratik ve millileştirme süreçlerinden geçen İran, Humeyni ile birlikte teokratik anayasal sisteme geçti. Humeyni ordu ve yönetimde Dini lider Ayetullah, anayasa koruyucular konseyi (anaysa ve Şiilik mezhebine uygunluk denetimi) ve dini uzlaştırma konseyi gibi Acem-İslam sentezi içeren reformlar gerçekleştirmiştir. Her iktidar değişiminde olduğu gibi bu devrimde de Şah ve Batı yanlısı muhalif gruplar İran’ı terk ettiler. Yine aynı yıl içerisinde İran’a yönelik kitlesel göçler gerçekleşti. Sovyetler ’in Afganistan işgali ve İran Irak savaşı bu göçlere sebep olan makro olaylar oldu. Humeyni İslam dayanışması ve bölgede Şii hakimiyeti kurmak üzere göçmen Afgan, Şii ve Kürt kesime insani yardımların yanı sıra entegrasyon sürecini başlatmıştır.

Humeyni döneminde Şah ve Musaddık dönemlerinde uygulanan ulusal ve tek kültür egemen merkezi sistemden farklı İslami-Şii egemen, ulusal çıkarlar yerine İslam çıkarlarının ön planda olduğu iddia edilen sisteme geçilmiştir. Humeyni rejimi İslam dayanışması politikasıyla yalnızca Afganistan değil Lübnanlı, Filistinli, Müslüman ve Şii göçmenleri kabul ederek bu göçmenleri hem iş gücüne katmayı hem de ideolojik uyumlarla Şii propagandayı arttırmayı hedeflemektedir. 1979 İran İslam devriminin vaat ettiği ekonomik bağımsızlık, tam istihdam ve konforlu yaşam şartları hem 1960’larda beri süregelen ekonomik sıkıntılar ve ambargo-tecrit süreciyle hem de göçmenleri entegrasyonunun istendiği kadar sağlanamamasıyla gerçekleşmemiştir.

Göç Yönetimi: Politika, Güvenlik ve Uygulama Analizi

Ayrıca göçmenlerin entegrasyonu istendiği şekilde sağlanamamış, halkın gözünde Sünni Afgan göçmenlere karşı olumsuz bir ön yargı oluşturmuştur. İran’ın bölgede egemen güç olma hırsıyla yaptığı harcamalar, 1990 yılı itibariyle yoğun gıda ithalatçısı durumuna düşmesi, terör desteklemesi sonucu bölgede tek kalması ve özellikle ABD ambargosu ile tecrit uygulaması İran’ın göçmenlere yönelik harcama ve yatırımlarını oldukça kısmaktadır. Bu konu ilgili makalede ‘’İşsizlik sorunun artmasında demografi alt başlığında ilk önemli neden nüfus artış hızının istihdam yaratma kapasitesinin üzerinde seyretmesidir. İran’da nüfus artış hızı, özellikle 1975-1990 arası dönemde oldukça yüksek bir seviyede seyretmiştir. ‘’ şeklinde geçmektedir (Aslan ve Çakır, 2018). Ayrıca ekonomideki bu olumsuzluk halkta yoksulluk ve işsizlik yaratmıştır. Bunun sonucu olarak işgücü ve ücret maliyeti daha düşük olan göçmenler tercih edilmeye başlansa da yerel halk kendilerinin %12 İşsizlik oranı sorununun çözülmesinin yerine göçmenlerin çalıştırılmasına sıcak bakmamaktadır.

Toplumun kendi içerisinde bile nüfus verileri tartışmalı iken göçmenlerin tam sayısına ulaşmak neredeyse imkansızdır. UNFPA verilerine göre nüfusun %51 oranında Fars, %27 oranında Türk ve %8 oranında Kürt olduğu, eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi’nin söylediklerine göre ise nüfusun %40’ı Türk olduğu tartışılmaktadır. Nüfus sayımı bile tartışmalı iken mevcut etnik çatışmaların beraberinde Afgan göçmenlerin nüfusu da yeni bir tartışma konusu yaratmaktadır. Özellikle yasadışı göçler ve illegal faaliyetler sebebiyle tam sayıya ulaşılamasa da şu an itibariyle İran’da yaklaşık 1,5 milyonu kayıtlı olmak üzere 3 milyon Afgan göçmen bulunmaktadır (Anadolu Ajansı).

İran her yıl 20-30 bin Afgan göçmeni sınır dışı etse de 2021 yılı itibariyle Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesiyle bu sayının artması da beklenmektedir (ABC Haber). Ayrıca resmi istatistiklere göre yaklaşık 4 milyon İranlı yurtdışında ve bu verinin içinde bulunan genç bireylerle yapılan anketlerde 2014 verilerine karşın 2022 verilerinde asla geri dönmemeyi düşündükleri de yer almaktadır (İRAM). İran’ ın güncel göçmen sayılarına karşı uyguladığı güncel politikalarına bakmak Afgan göçmenlerin uyumu ve geri yerleştirilmeleri konusunun anlaşılmasını kolaylaştırabilir. İran 2021’de başlattığı Afganca programıyla Rıza Pehlevi dönemindeki kamu ve eğitimde Farsça zorunluluğunun tersi olarak Afgan göçmenlerin kayıt ve kimlik bilgilerine sahip olmaları sağlanmaktadır. UNICEF ile yapılan iş birlikleriyle göçmenlerin temel sağlık ve eğitim hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması hedeflenmektedir.

Mültecilere sağlanan çeşitli ekonomik teşvik, projeler, mesleki eğitim programları ve mikro kredi imkanlarıyla ile göçmenlerin hem ekonomik hayata hem de işgücü piyasasına katılımları sağlanmaya çalışılmaktadır. İran mülteci krizi ve yasadışı göçlere karşın, tamamen bağımsız ve ulusal yöntemler yerine uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Özellikle Birleşmiş milletler Mülteci Yüksek komiserliği (UNHCR) gibi uluslararası kurum ve kuruluşlarla hem göçmenlere harcanan maliyetlerin yükünün azaltılarak mültecilerin yaşam koşullarının iyileştirmeleri adına hem de tecrit etkilerinin azaltılması adına iş birliği içinde olmayı tercih etmektedir.

Sınır kontrol ve güvenlikleri arttırılmış, Sınırda ve İran’ın iç kesimlerinde gerçekleşebilecek insan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, kayıt dışı çalışma, sahte belgecilik, hırsızlık-gasp, çocuk işçiliği gibi illegal faaliyet ve suçlara karşı önlemler alınmaya çalışılsa da ekonomik ve teknik yetersizlikten dolayı tam anlamıyla güvenlik sağlanamamaktadır. İran’ın güncel göç politikalarından biri deportasyon ve Geri gönderme politikasıdır. Daha önce de bu çalışmada bahsedildiği üzere İran özellikle Afgan göçmenleri düzenli olarak geri göndermektedir. Bunun amacı ise nüfus dağılımındaki yapıyı ve sayıyı korumaktır.

Ayrıca İran’da belgelenmiş 2.250.000 Afgan göçmen olmasına rağmen Afganistan’dan İran’a göç etmiş İran sistemi ve kültürüyle yetişmiş Afgan göçmenler bile asgari vatandaşlık, ücretsiz eğitim, sosyal güvenlik sigortası, vatandaş onuru ve can güvenliği gibi haklara sahip değildir (UNHCR). Yeni göçmen Afganlar ise sadece geçici koruma statüsüne sahip ve sınırlı eğitim, sağlık, çalışma haklarının adaletsiz ve sınırlı olması konusunda büyük sorunlar yaşamaktadır. Birçok Afgan göçmenin yasal statü ve çalışma izinlerinin bulunmaması elbette ki bu göçmenlerin uyumu ve sosyoekonomik hayata katılımlarının önündeki en büyük engellerden biridir. Ayrıca Şah rejiminden gelen Fars tutuculuğu ve Şii tutumuna karşı Afgan-Sünni göçmenlerin karşılaştıkları zorluklar, ayrımcılık ve hiçbir vatandaşlık haklarının bulunmaması aidiyet duygusunun da oluşmasına engeldir.

SONUÇ

İran jeopolitik konumu ve komşu devletlerde çıkan siyasi-sosyal sorun ve savaşlar dolayısıyla uğrak ve zorunlu göç durağı veya yolu haline gelmiştir. Göç alan ve veren her devlet gibi İran’ın da zamanın şartlarına ve dönemin gerektirdiği temel ihtiyaç ve güvenlik önlemlerini ele alarak göç politikaları oluşturması gerekmektedir. 1960 yıllarından başlayan ekonomik sıkıntılar daha sonra 1973 Petrol krizi ve sonuçları, bölgede egemen Şii devlet olmak için yaptığı harcamalar ve teröre verdiği destek kamu harcamalarında ciddi bir daralmaya sürüklemiş, ABD ambargosu ve tecritle birlikte işsizlik ve ekonomik krizler baş göstermiştir.

İran halkının ekonomisi zayıfladığı gibi karşılaştığı göçlere karşı ekonomik ve teknik sebeplerden dolayı sadece temel ve basit ekonomik harcamalar yapabilen bir devlet olmuştur. Ayrıca temelinde Fars kültürü üstünlüğünü benimseyen Şii tutuculuğu gibi siyasi ve sosyal politikaları sebebiyle de ekonomik durumunu neden olarak göstererek de göçmen yardımları ve politikaları temel seviyede tutulmuş, öncelik olarak da göçmenlerin İran’a uyumunu değil, deport ve geri yerleştirme üzerine politikalara yoğunlaşmıştır. Şii gelenek sebebiyle Sünni ve Afgan göçmenler İran’a aidiyet duygusu kazanamamış iken göçmenlerin İnsan Hakları sebebiyle sahip oldukları hakları bile zaman zaman sağlanamamış, genel olarak Birleşmiş Milletler sisteminde bulunan bir devletin zorunlu olarak yapması gereken çok zayıf uyum programları ve sınırlı haklar tanınmıştır.

Ayça Algel (2025)

*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal
politikasını yansıtmamaktadır.

Kaynakça

• Alagöz, B., & Demirkıran, Y. (2020). Düzensiz göç, güvenlik ve politika: İran ve Türkiye örnekleri. Ortadoğu Etütleri, 12(1), 206-237.
• Baytar, İ. (2022). Afganistanlı Mültecilerin İran’a Göç Etmesinin Nedenleri ve Sonuçları. Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 10(3), 1105-1118. https://doi.org/10.18506/anemon.1125395
• Ansari, A. M. (2003). Modern Iran: The Pahlavis and After. Pearson Education.
• ALIZADEH, N. (2020). İRAN’DA YOKSULLUK DÖNGÜLERİNİN POLİTİK EKONOMİSİ. Business & Management Studies: An International Journal, 8(3), 2793–2832. https://doi.org/10.15295/bmij.v8i3.1548
• Aslan, M., & Çakır, M. (2018, Şubat). İran’da işsizlik sorunu. İRAM İran Araştırmaları Merkezi.
• Berber, S. (2013). İran’ın Ekonomi Politikası, Yaptırımların Etkisi ve İkilemleri. Bilge Strateji, 5(9), 61-84.
• Heydari, E. (2022). Göçmen söylemleri ve mekansallık: İran örnek olayı (Doktora tezi). Marmara Üniversitesi, İstanbul, Türkiye.
• Cihangir Demirbaş, İ. (2023). ‘Açık Kapı’ Politikasından ‘Göç Diplomasisi’ne İran’da Afgan Mülteciler Meselesi. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, 10(2), 127-160. https://doi.org/10.26513/tocd.1333388
• Niray, N., & Deniz, D. (2010). İran İslam Cumhuriyeti: Tarihi, Siyaseti ve Demokrasisi. Fırat Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Dergisi, 6(2), 1-32.
• Hacıfazlıoğlu, O. T. (2024, Ocak 24). İran’ın siyasi yapısı. TÜRKSAM. Ankara, Türkiye.
https://www.turksam.org/detay-iran-in-siyasi-yapisi (erişim tarihi:26.05.2024 )
• Kara, B. (5 Mayıs 2023). İran’ın tarihi, etnik yapısı, yönetim biçimi, dini ve dili. Evren Atlası Türkiye. https://evrenatlasi.com/iran-hakkinda-bilgiler/ (erişim tarihi:26.05.2024)
• Editör. (2019, Kasım 18). İran’da siyasi durum, etnik yapı ve Türklerin nüfusu. Stratejik Ortak Türkiye. https://stratejikortak.com/2019/11/iran-etnik-yapi-turkler-nufus.html (erişim tarihi: 26.05.2024 )

1 Comment

  • Rafizi hareketlerin Müslüman Dünyasına verdiği olumsuzluklar haricinde, gayet açıklayıcı bir analiz olmuş.
    Gaznenin, Büyük Selçuklunun, Harezmin, Timurun. Hüküm sürdüğu Türk topraklarında, Güney Azerbaycan bayrağı elbet dalgalanacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Articles

AnalizlerSiber Güvenlik

Siber Terörizm Kavramı ve Etkileri Üzerine

Günümüzde şüphesiz hayatımızın çok büyük bir bölümü siber uzayda geçmektedir. Hayatımızdaki unsurların...

AnalizlerSavunma ve Stratejik Analizler

İran-İsrail Çatışmasına ABD’nin Müdahalesi: Orta Doğu’da Yeni Bir Dönem

1. Giriş Haziran 2025’te Amerika Birleşik Devletleri, İran’a yönelik bugüne dek gerçekleştirdiği...

AnalizlerSavunma ve Stratejik Analizler

İran–İsrail Çatışmasında Askeri Teknoloji ve İstihbarat

Giriş 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken uluslararası güvenlik paradigmasında köklü değişimler yaşanmakta,...

Analizlerİstihbarat Analizi

Proaktif İstihbarat Kalkanı ve Salam Dilimleme Stratejisi: Örtülü Tehditlere Karşı Erken Uyarı Mekanizması

Giriş Uluslararası ilişkilerde devletler, ulusal çıkarlarını korumak ve ilerletmek amacıyla çeşitli stratejiler...