İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi
Cumartesi , 19 Eylül 2026
info@igam.org.tr
Home Analizler Türkiye’nin Güvenlik Politikasında İsrail-Filistin Perspektifi
AnalizlerUlusal ve Uluslararası Güvenlik Politikaları

Türkiye’nin Güvenlik Politikasında İsrail-Filistin Perspektifi

Türkiye; Avrupa, Orta Doğu ve Kafkasya ile komşu olması nedeniyle jeostratejik bir öneme sahiptir. Bu konumsal durum Türkiye’yi sadece ulusal boyutlarda değil aynı zamanda dünya siyasetinde daha geniş bir etkinlik alanına dahil ederken uluslararası gelişmelere ve bölgesel siyasi dengelerin değişimine karşı daha duyarlı hale getirmektedir (Aydın ve Ereker, 2014: 132). Türkiye’nin Ortadoğu politikasında etkili olan pek çok etken bulunmaktadır. Bölgenin tarihi, jeopolitik yapısı ve siyasal elitlerin dış politika tercihleri Türkiye’nin bölge politikasında etkili olan temel sebeplerdir. (Sinkaya, 2011: 80). Bu temel faktörlerin yanı sıra bölgedeki siyasi çalkantılar, iç savaşlar ve terör tehditleri gibi dinamik unsurlar Türkiye’nin Ortadoğu politikasını şekillendirmektedir. Suriye ve Irak’taki iç savaşlar, terörle mücadele, mülteci sorunları gibi faktörler Türkiye’yi bölgesel istikrarın devam etmesinde aktif rol almaya zorlamıştır. Ayrıca Türkiye’nin bölgedeki enerji kaynaklarına erişim seçenekleri, ekonomik iş birlikleri ve yumuşak güç kullanımı Ortadoğu politikasının önemli unsurları arasında yer almaktadır.

Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, Türk dış politikasının iki temel hedefi, barış ve istikrarın sürdürülmesi ile ekonomik kalkınmanın gelişmesidir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin “sıfır sorun” politikasıyla bölgesel arabuluculuk rolünü üstlenmesine olanak vermektedir. Türkiye, bölgesel barışın varlığıyla birlikte ekonomik ve siyasi olarak daha güçlü bir temel oluşturmayı hedeflemektedir. Türkiye’nin bölge devletleriyle diplomatik ve ticari münasebetinin sürekliliği, bazı üst düzey yetkililer tarafından, güvenlik ve barışın sağlanabilmesi adına önemli görülmüştür (Çelik, 2020).

Türkiye’nin dış ve güvenlik politikasını şekillendiren mühim iç politik unsurlar ise devlet-toplum ilişkisi, devlet kurumlarının işlevi, siyasi önderliği ve stratejik kültürüdür. Alışılagelmiş bir dış politika izleme keyfiyetine sahip olmayan Türkiye, çoğunlukla tetikte olmuş ve tek bir tarafa ağırlık veremeden başka gelişmelere yoğunlaşmak durumunda kalmıştır. Bu yüzden Türk dış ve güvenlik politikası güncel gelişmelere sonradan uyum sağlamaya gayret eden reaktif bir performans göstermiştir. Bu durum ise genellikle konvansiyonel yaklaşımlarla uygulanmaya çalışılmıştır (Pirinççi, 2023).

 

Peki Türkiye İsrail-Filistin Krizinde Nasıl Bir Yol İzliyor?

Türkiye kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken güneyinde İsrail-Filistin Savaşı ile karşı karşıya kalmıştır. 7 Ekim günü Hamas güçlerinin İsrail’e karşı başlattığı “Aksa Tufanı” operasyonuyla alevlenen savaş, şiddetini artırarak ve büyük sivil kayıplarla devam etmektedir. Filistin-İsrail Savaşı bölgesel gelişmeler açısından adeta önemli bir kırılma noktası olmuştur. Bölgesel ve küresel güçler hangi tarafta yer aldıklarını diplomatik söylemlerin ardından askeri yardımlarla göstermeye başlamıştır. Bölgesel dinamikleri itibariyle zaten patlamaya hazır bir bölge olan Ortadoğu’da böyle bir savaşın çıkması Türkiye’nin güvenlik politikaları bağlamında hareket etmesini neredeyse zorunlu hale getirmektedir. Türkiye, son yıllarda giderek artan insani yardım ve barışı destekleme çabalarıyla zaten bölgede etkin bir barış ve istikrar sağlama misyonuyla ilerlemektedir. Türkiye’nin bu tutumu Ukrayna-Rusya Savaşı’nda olduğu gibi İsrail-Filistin krizinde de ilk gününden itibaren tarafları itidalli olmaya davet etmesiyle kendini göstermiştir.

Ortadoğu gündemi bir hayli sıcak ve siyasi ortam giderek değişmekte, ulusal ve uluslararası aktörlerin çoğu savaşı durdurmak adına somut adımlar atmaktan geri durmaktadır. Ülkelerin konuya dair tepkileri sözel düzeyde kalmış, buna karşın Türkiye bu çatışma ortamında oldukça dengeli bir siyasetle konuya giriş yapmıştır. Krizi önleme ve çatışmaları durdurma gayretiyle Türkiye, en proaktif devletlerden biri olarak karşımıza çıkmıştır. Rasyonelliği temel alan Türkiye’nin, kuvvetli bölgesel diyaloğa dikkat çeken ve insanı ön plana çıkaran bir strateji izlediği görülmektedir (Yeşiltaş, 2023).

Çatışmaların ilk gününden itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın sivilleri hedef almasını eleştirirken aynı zamanda taraflara çatışmanın daha da alevlenmemesi için tavsiyede bulunmuş ve tarafları itidalli davranmaya davet etmiştir. Ağır bombardıman ve ablukayla sivilleri hedef alan İsrail’e ise “örgüt gibi değil devlet gibi” hareket etmeleri gerektiğini belirtmiştir (Duran, 2023).

Fotoğraf: Mustafa Kamacı / AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan çatışmanın durması, daha fazla sivil kayıp verilmemesi, rehinelerin serbest bırakılması ve insani yardım sağlamak için küresel ve bölgesel aktörlerle görüşmeler gerçekleştirmektedir. Bu çatışmada, kırılgan bölgesel istikrarın ve düzenin daha fazla zarar görmemesi adına Türkiye, diğer ülkelere karşın istisnai bir diplomasi izlemektedir. Dış aktörlerin çatışmaya yönelik tutumları gözlemlendiğine Türkiye’nin barış diplomasisi kendini net şekilde ortaya koymuştur (Duran, 2023).

Lakin Türkiye, İsrail’in katliam boyutuna ulaşan saldırılarına karşı İsrail’e destek sağlayan ABD’ye olan eleştiri söylemini sertleştirmiştir. İslam İş Birliği Teşkilatı ve Kahire Zirvesi’nde gerçekleştirdiği ikili diyaloglarla da bölgede barış ve istikrarın tesisinin sağlanabilmesi için çaba sarfetmiş, hatta bunun için “garantörlük” fikrini ortaya koymuştur. Bakıldığında konuya dahil olan devletler içinde en yapıcı öneriyi sunan Türkiye’dir. Ancak Türkiye’nin bu fikri yeteri kadar karşılık bulmamıştır. Batı ülkeleri ve ABD hala İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu dile getirirken, Arap devletleri ise düşük gündemle hareket etmeyi tercih etmektedir (Duran, 2023).

Sürecin devamında Türkiye’nin Hamas’ı bağımsızlığına ulaşmaya çalışan bir örgüt olarak dile getirmesi ve bilhassa Hamas’ın siyasi kanadıyla diyalog içinde kalması buna ek olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in hastane saldırısı sonrası “soykırıma varan nitelikte” ki söylemi, Batılı devletler tarafından Türkiye’nin yürüttüğü dengeli siyasetten bir sapış olarak görülmeye başlanmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer üst düzey yetkililerin söylemleri, İsrail’e ve Batı’ya karşı artan tonda ilerlemektedir. Türkiye’den gelen sert söylemlerden dolayı Batı ile bu süreçte arzu edilen seviyede iş birliği yapılamadığı belirtilmektedir (BBC Web Sitesi, 2023).

Pragmatik bir perspektifle, krizden çatışmaya dönüşen vaziyeti sakinleştirmek ve problemi meselenin tarafı aktörleri hoşnut edecek şekilde, acil olarak çözmek gerekmektedir. Aksi halde kriz bölgedeki diğer aktörlerin dahil olması ihtimali içerisinde büyüyecek ve bölgedeki güvenlik sorunu hızla artacaktır. Bu yüzden bir an evvel sorunun çözümüne yönelik somut adımlar atılmalı ve duygularla hareket etme durumu bir kenara bırakılmalıdır. Bunun için ise küresel aktörlerin meselenin öznesi olmaktan çıkarak, gözleyeni olma konumuna geçmeleri gerekmektedir (Aslan, 2023).

 

Sonuç

Türkiye’nin Ortadoğu’daki güvenlik politikasında, terörle mücadele, bölgesel istikrar, insani yardım ve programlar gibi çeşitli unsurlar yer almaktadır. Türkiye, bölgedeki istikrarın korunmasına yönelik çabalarını sürdürürken, siyasi, ekonomik ve kültürel etkileşimleri kontrollü bir şekilde yönetmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin Ortadoğu politikası, karmaşık siyasi ve güvenlik sorununa rağmen bölgede etkili bir aktör olma çabasını yansıtmaktadır. Türkiye, bölgede barış, istikrar ve iş birliği için çeşitli stratejiler izlemekte ve bölgesel aktörlük potansiyelini güçlendirmektedir. Ancak çözümün istikrarı için bölgedeki dinamik koşulların sürekli olarak gözden geçirilmesi ve uygun şekilde uyarlanması gerekmektedir. Bölgesel güvenlik ortamının istikrarsızlaşmasını önlemek adına Türkiye için yanı başındaki İsrail-Filistin çatışmasının durması ve ateşkesin sağlanması mühimdir. Uluslararası güvenlik ve barışın muhafaza edilmesi ve yaşanan krizlerin çözümüne ilişkin kuralları da içeren uluslararası hukuk kurallarının uygulanması için gerekli adımlar atılmalıdır. Çünkü yaşanan krizlere bakıldığında, kuralların uygulanmasına dair endişeler ortaya çıkmaktadır. Türkiye yaşanan ve yaşanacak her türlü gelişmeye karşın her an teyakkuzda olmalıdır. Ortadoğu’nun geleceğinde belirsizlikler mevcuttur ve bu nedenle Türkiye bölgede refahın, istikrarın, güvenliğin ve barışın muhafaza edilmesi konusunda çıkarı olan diğer aktörlerle mümkün olduğunca iyi ilişkiler yürütmeye çalışmalıdır. Ortadoğu gibi bölgelerde insan hakları, istikrar, güvenlik, barış gibi değerlerin korunması önemlidir.

Zeynep Gizem Özpınar (2023).

*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.

 

KAYNAKÇA

Aslan, M., “Filistin-İsrail Meselesini Çözebilmek: Türkiye Rol Oynayabilir mi?”, https://www.setav.org/filistin-israil-meselesini-cozebilmek-turkiye-rol-oynayabilir-mi/, 17.10.2023, (Erişim Tarihi: 08.11.2023).

Aydın, M. & Ereker, F. (2014). “Türkiye’de Güvenlik: Algı, Politika, Yapı”. Uluslararası İlişkiler Dergisi, 11 (43): 127-156.

BBC Web Sitesi, “Türkiye’nin İsrail-Filistin sorununun çözümü için önerdiği garantörlük modeli dünyada nasıl algılandı?”, https://www.bbc.com/turkce/articles/cd1dp7gjjjro, 24.10.2023, (Erişim Tarihi: 08.11.2023).

Çelik, E., “Türkiye’nin Ortadoğu Politikası Özeti”. https://kafkassam.com/turkiyenin-ortadogu-politikasi-ozeti.html, 19.01.2020, (Erişim Tarihi: 07.11.2023).

Duran, B., “Büyük Filistin Mitingi ve İsveç’in Katılım Protokolü”, https://www.setav.org/buyuk-filistin-mitingi-ve-isvecin-katilim-protokolu/, 24.10.2023, (Erişim Tarihi: 08.11.2023).

Duran, B., “Filistin Sorunu ve Türkiye’nin Rolü”, https://kriterdergi.com/cerceve/filistin-sorunu-ve-turkiyenin-rolu, 01.11.2023, (Erişim Tarihi: 08.11.2023).

Duran, B., “İsrail’e Büyüyen Tepkiler ve Türkiye’nin Barış Diplomasisi”, https://www.setav.org/israile-buyuyen-tepkiler-ve-turkiyenin-baris-diplomasisi/, 17.10.2023, (Erişim Tarihi: 08.11.2023).

Pirinççi, F., “Türkiye’nin Dış Politikası Reaksiyoner Bir Tutumdan Aktif Bir Pozisyona Nasıl Evrildi?”, https://www.setav.org/turkiyenin-dis-politikasi-reaksiyoner-bir-tutumdan-aktif-bir-pozisyona-nasil-evrildi/, 26.10.2023, (Erişim Tarihi: 07.11.2023).

Sinkaya, B. (2011). “Geçmişten Günümüze Türkiye’nin Ortadoğu Politikası ve Batı Etkisi”. Adam Academy Journal of Social Sciences, 1 (1): 79-100.

Yeşiltaş, M., “Türkiye’nin Diplomatik Çabaları İsrail’i Durdurabilir mi?”, https://www.setav.org/turkiyenin-diplomatik-cabalari-israili-durdurabilir-mi/, 21.10.2023, (Erişim Tarihi: 07.11.2023).

 

Leave a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Articles

AnalizlerSiber Güvenlik

Siber Terörizm Kavramı ve Etkileri Üzerine

Günümüzde şüphesiz hayatımızın çok büyük bir bölümü siber uzayda geçmektedir. Hayatımızdaki unsurların...

AnalizlerSavunma ve Stratejik Analizler

İran-İsrail Çatışmasına ABD’nin Müdahalesi: Orta Doğu’da Yeni Bir Dönem

1. Giriş Haziran 2025’te Amerika Birleşik Devletleri, İran’a yönelik bugüne dek gerçekleştirdiği...

AnalizlerSavunma ve Stratejik Analizler

İran–İsrail Çatışmasında Askeri Teknoloji ve İstihbarat

Giriş 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken uluslararası güvenlik paradigmasında köklü değişimler yaşanmakta,...

Analizlerİstihbarat Analizi

Proaktif İstihbarat Kalkanı ve Salam Dilimleme Stratejisi: Örtülü Tehditlere Karşı Erken Uyarı Mekanizması

Giriş Uluslararası ilişkilerde devletler, ulusal çıkarlarını korumak ve ilerletmek amacıyla çeşitli stratejiler...