“Güç her şeyin bağlı olduğu dayanak noktasıdır.
Gücü elinde bulunduran her zaman haklıdır;
Zayıf olan ise her zaman haksızdır.”
Niccolo Machiavelli
Giriş
İsrail ve Lübnan arasında, Ekim 2022’de bir anlaşmaya varılıncaya kadar uzun süredir devam eden bir deniz sınırı anlaşmazlığı bulunmaktaydı. Anlaşmaya giden süreçte Lübnan ve İsrail hükümeti, BM ve ABD 10 yılı aşkın bir süre boyunca sorunu çözmek için çok sayıda girişimlerde bulunmuşlardır. Çalışma, karşılıklı olarak anlaşmaya varılan bu süreci incelemeyi ve her iki tarafın görüşlerini de değerlendirerek olası sonuçları analiz etmeyi amaçlamaktadır. Anlaşma, özellikle Hizbullah’ın sürece ne kadar dahil olduğu konusunda tartışmalıdır. Bir yandan, anlaşma süresince Hizbullah’ın sürecin dışında tutulduğu ve Lübnan hükümetinin bağımsız karar aldığı öne sürülürken, öte yandan, Hizbullah’ın ilk günden itibaren sürecin içerisinde olduğu ve İsrail’in Hizbullah karşısında zafiyet gösterdiği iddia edilmektedir.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Lübnan (2007) ve İsrail (2010) ile Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması
2007 yılında Lübnan hükümeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), münhasır ekonomik bölgelerinin (MEB) sınırlandırılmasına ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ancak anlaşma, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile ilişkiler nedeniyle Lübnan hükümeti tarafından mecliste onaylanmadı. Konu ile ilgili Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Raporu’nda, “Anlaşma 2009 yılında Kıbrıs tarafından onaylandı ancak adanın Kıbrıs Türk kısmını içermeyen herhangi bir anlaşmayı reddeden Türkiye ile diplomatik ilişkileri sürdürmek amacıyla Lübnan tarafından onaylanmadı.” (Birleşmiş Milletler UNDP, 2014: 30) ifadelerine yer verilmiştir.
Anlaşma sürecinde, Lübnan’ın en güney ve en kuzeyindeki iki noktası gibi tartışmalı bazı konular, İsrail ve Suriye ile de tartışılmak üzere ileri tarihlerde yapılacak müzakerelere bırakıldı (Birleşmiş Milletler UNDP, 2014: 30)
2007 yılında yapılan anlaşmadan somut bir sonuç alamayan GKRY, 2010 yılında İsrail ile bir münhasır ekonomik bölge anlaşması daha imzalayarak İsrail ile Lübnan arasında 10 yıldan fazla sürecek bir çatışmanın fitilini ateşledi ve 860 km2’lik alan üzerinde anlaşmazlığa yol açtı. Bölgede anlaşmazlığa yol açan tek anlaşma bu değildir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) hak ve çıkarlarını gözetmeden bölgedeki tek taraflı girişimleri, 2003 yılından bu yana anlaşmazlıklara neden olmaktadır (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010). 2007’de Lübnan ve 2010’da İsrail ile yapılan MEB sınırlama anlaşmaları da GKRY’nin bu tek taraflı girişimlerine örnektir.
İsrail ve Lübnan daha önce de sınır anlaşmazlığından kaynaklanan problemler yaşamaktaydı. Ancak bu problemler çoğunlukla kara sınırlarıyla ilgiliydi. İsrail’in 2009 yılında Hayfa açıklarında doğalgaz kaynakları keşfetmesi bölgedeki hidrokarbon rezervlerine olan ilgiyi artırdı ve iki ülke arasındaki anlaşmazlık denizlere de taşınmış oldu (Haşıl, 2022: 3).

Görsel 1 (TRT, 2021)
Görsel 1’de görüldüğü üzere, İsrail ve Lübnan arasındaki deniz ihtilafı Hat 1 ve Hat 23 arasında yaşanmıştır. Lübnan Hükümeti, İsrail ile sınırının Hat 23 olduğunu bildirmiş, İsrail ise bu sınırın Hat 1 olduğunu iddia etmiştir. Bu durum üzerine ABD ve BM arabuluculuğunda çözüm arayışları başlamıştır. Ancak iki devletin birbirini resmi olarak tanımaması ve dolayısıyla birbirleriyle resmi kanalları kullanarak müzakere yapmayı reddetmeleri ihtilafın çözümünü oldukça zorlaştırmıştır.
Lübnan Hükümeti, 2010 yılında GKRY ve İsrail’in imzaladığı sınırlandırma anlaşmasının 2007 yılında GKRY ile imzalanan anlaşmayı ihlal ettiğini iddia etmiştir. 2007’deki anlaşmaya göre, taraf ülkeler başka bir ülkeyle MEB anlaşması imzalamadan önce birbirine danışması gerekmektedir. Bu konuda Kıbrıs Rum Yönetimi, 2007’de Lübnan’la yapılan anlaşmanın Lübnan hükümeti tarafından onaylanmaması nedeniyle İsrail ile anlaşmanın mümkün olduğunu iddia etmiştir.
2010-2022 Yılları Arasında Arabuluculuk Denemeleri ve Anlaşmaya Giden Süreç

Görsel 2 (Arab Center Washington D.C., 2022)
ABD hükümeti, Lübnan ile İsrail arasında devam eden anlaşmazlık üzerine iki ülke arasında arabuluculuk arayışına girdi ve eski bir büyükelçi olan Frederic Hof, anlaşmazlığı çözmek üzere bölgeye görevlendirildi. Hof, görsel 2’de H ile belirtilen kısımdan ihtilaflı bölgeyi bölerek ve daha sonra ‘Hof Hattı’ olarak adlandırılan bir çizgi çizerek anlaşmazlığı çözmek için bir fikir önerisinde bulunmuştur. Bu hat ile birlikte ihtilaflı bölgenin 490 Km2’lik alanının Lübnan’a, 370 Km2’lik alanının ise İsrail’e bırakılması önerilmiştir.
Hof’un önerisi Lübnan hükümetinin talep ettiği sınıra daha yakın olmasına karşın Lübnan tarafından kabul edilmemiş ve Lübnan, Hat 23 üzerinde ısrar etmeye devam etmiştir. Ayrıca İsrail’de Hof önerisini reddetmiştir. Lübnan, her ne kadar Hat 23 üzerinde ısrarcı olsa da daha sonra iki ülke arasındaki sınırın Hat 23 değil Hat 29 olması gerektiğini savunmuştur. Daha önce böyle bir talebi bulunmayan Lübnan hükümetinin bu talebiyle birlikte müzakerelerde üstünlük sağlamayı amaçladığı ve avantajlı konuma geçmeye çalıştığı düşünülmektedir.
Frederic Hof’un Hof Hattı önerisinin başarısız olmasının ardından Amos Hochstein tarafından başka bir çözüm önerisi daha sunulmuştur. Hochstein, Hat 23 ile Hat 1 arasının 50:50 oranında bölünmesini ve kalıcı bir çözüm bulunana kadar iki tarafın da bölgede sondaj çalışması yapmamalarını önermiş ancak Hof’un önerisi gibi bu öneri de her iki ülke tarafından reddedilmiştir.
Belirtilen başarısız girişimlerin ardından 2018 yılında müzakere sürecini David Satterfield sürdürmüştür. Ancak her iki tarafın müzakereleri aksatan talepleri nedeniyle kalıcı bir çözüm yine bulunamamıştır.
Deniz sınırları konusunda yaşanan problemlerin yanı sıra Lübnan’ın İsrail’i resmi olarak tanımaması da iki ülke arasında arabulucuk yapmayı ve müzakereleri zorlaştıran başka bir etmen olmuştur. Müzakereler yürütülürken iki tarafın temsilcileri ayrı odalarda bulunuyor ve görüşmeler ABD arabuluculuğunda gerçekleşiyordu. Bu görüşmeler ise bu sefer David Kenneth Schenker’in arabuluculuğunda gerçekleşmiştir. Müzakerelerin devamında Lübnan tarafı iddiasını genişletmiş ve iki ülke arasındaki sınırın Hat 23 değil Hat 29 olarak belirlenmesini talep etmiştir. İsrail, Hat 29’un sınır olarak kabul edilmesini onaylamamış ve bununla ilgili her türlü anlaşmayı reddetmiştir.
İsrail, Müzakere süreçlerinden faydalı ve kalıcı bir çözüm çıkmamasının ardından Haziran 2022’de Karish sahasına sondaj gemisi göndermiş ve iki taraf arasındaki tartışma daha da sertleşmiştir. İsrail’in bu girişimini onaylamayan Lübnan, İsrail’den sondaj çalışmalarına derhal son vermesini istemiştir. Bunun üzerine İsrail, Karish bölgesinin kendi MEB sınırları içinde olduğunu ve bundan dolayı sorun teşkil etmediğini iddia ederek sondaj çalışmalarını durdurmayı reddetmiştir. Bu olayla birlikte müzakereler yeniden başlamış ve bu sefer iki tarafın da üzerinde mutabık kaldığı anlaşma imzalanmıştır.
Ekim 2022’de İmzalanan Anlaşma
Haziran 2022’de yaşanan olay müzakere süreçlerine yeniden hız kazandırmış ve iki tarafı da konu üzerinde daha yoğun çalışmaya sevk etmiştir. Bu olayın yanı sıra iki tarafı da anlaşmaya teşvik eden başka sebeplerin olduğu da görülmektedir.
Bu sebeplerden ilki ve muhtemelen en etkili olanının Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesi olduğu düşünülmektedir. Savaşın birçok sonucu olmasına rağmen enerji krizi en etkili sonuçlardan birisi olarak ortaya çıkmıştır. Avrupa’nın savaş sonrası yaşadığı enerji krizi bölgede tespit edilen gaz yataklarını her iki taraf için de daha cazip hale getirmiş ve anlaşmanın yolunu açmıştır.
İkincive ilk sebeple bağlantılı olarak, İsrail’in, savaş sonrası enerji krizinden yararlanarak bölgede çıkartılan gaz rezervlerini Avrupa’ya ihraç etmek istemesi görülmektedir. Nitekim İsrail savaştan önce de uzun süredir gaz kaynaklarını Avrupa’ya ihraç etme konusunda istekliydi. Ancak savaştan sonra bu isteğin daha da arttığı dikkat çekmektedir.
Üçüncü sebep ise; anlaşma yapılmadan önceki son birkaç yılda Lübnan yoğun olarak hem ekonomik problemlerle hem de enerji kriziyle mücadele etmekteydi. Dolayısıyla, bölgede tespit edilen gaz kaynaklarının bu ekonomik problemlere çözüm olacağına inanılıyordu.
Yukarıda belirtilen nedenlerin anlaşmaya duyulan ihtiyacı güçlendirdiği düşünülmektedir.

Görsel 3 (Anadolu Ajansı, 2022)
Nihai anlaşmada, Lübnan’ın 2010 yılında iddia ettiği Hat 23 iki devlet arasındaki deniz sınırı olarak kabul edilmiştir. Bir diğer deyişle, Görsel 3’te de görüleceği üzere İsrail’in önceki Hat 1 iddiası ve Lübnan’ın 2020 yılındaki Hat 29 iddiası kabul edilmemiştir. Gaz kaynaklarının çıkarılması hususuna gelince ise, Lübnan’ın Kana, İsrail’in ise Kariş bölgesindeki gaz kaynaklarını çıkarması konusunda mutabakata varılmıştır.
Sürece Hizbullah’ın Etkisi
Süreç boyunca ihtilafa sebep olan bir diğer konu ise Hizbullah’ın sürece ne oranda müdahil olduğu tartışmasıdır. Anlaşma imzalandığı dönemde yönetimde olmayan eski başbakan Benjamin Netanyahu, anlaşma için “Hizbullah’a tarihi teslim oluş” ifadelerini kullanmıştır (Times of Israel, 2022). Ancak bu konuda İsrail içerisinde bir bütünlük olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır. Nitekim, 25 yıl İsrail ordusunda ve güvenlik bürokrasisinde görev yapmış Kalo, bu anlaşmanın “Hizbullah için bir utanç” olduğunu ve bundan dolayı Hizbullah’ın anlaşmanın önemini küçümseyerek önemsiz bir anlaşma olarak göstermeye çalıştığını iddia etmektedir (Kalo, 2022: 4). Kalo, anlaşmanın başbakan Lapid ve İsrail güvenlik sisteminin bir başarısı olduğunu ifade ederek anlaşmaya karşı olanları anlaşmanın önemini küçümsemekle ve Hizbullah’ın sürece müdahelesini abartmakla suçlayarak bu kişilerin politik çıkar peşinde olduğunu öne sürmektedir (Kalo, 2022: 4-5). Bu iddialara ek olarak, İsrail’in süreç içerisinde daha uyumlu olduğu ancak Lübnan’ın, Hizbullah’tan kaynaklı olarak anlaşmadan zaman zaman çekildiği iddiaları da mevcuttur (Singh ve Rajiv, 2022: 5). Hizbullah lideri Nasrallah’ın, İsrail’in Karish sahasında arama yapmasının ‘kırmızı çizgileri’ olduğunu söylemesi, Karish’te arama yapılan bölgeye Hizbullah’ın drone göndermesi ve bu drone’ların İsrail savaş gemileri tarafından düşürülmesi (The Guardian, 2022) örneklerinin bir önceki cümlede belirtilen iddiayı destekler nitelikte olduğu görülmektedir.
Süreç analiz edildiğinde, Hizbullah’ın sürece müdahil olduğu ancak tam olarak süreci yönetip yönetmediğinin belirgin olmadığı görülmektedir. Buradan yola çıkarak düşünülen, anlaşmanın İsrail ve Lübnan’ın çıkarlarına fayda sağlayacağından dolayı iki tarafın hükümetlerinin de mutabık kaldığı yönündedir. Müzakereler esnasında Karish sahasına drone gönderilmesi ve Nasrallah’ın anlaşmaya yönelik olarak sürekli sert açıklamalar yapması gibi sebepler ise Hizbullah’ın sürece hiç dahil olmadığı iddialarını geçersiz kılmaktadır ve buradan hareketle Hizbullah’ın, sürecin tamamını kontrol etmese bile sürecin gidişatını etkilediği ve anlaşmada katkısının olduğu düşünülmektedir.
Serhat Uysal (2023).
*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.
Kaynakça
Anadolu Ajansı. (2022). İsrail-Lübnan Deniz Sınırı Çizimi Anlaşması. https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/30212
Harb, Imad. (2022). An Update on the Lebanon-Israel Border Dispute. Arab Center Washington D.C. https://arabcenterdc.org/resource/an-update-on-the-lebanon-israel-border-dispute/
Haşıl, Hamza. (2022). Lübnan-İsrail Deniz Sınırı Anlaşması: Gerilim Hattından Bölgesel İstikrara. ORSAM.
Kalo, Avi. (2022). Economy, Elections and the Resounding Boomerang Effect for Nasrallah: The Impact of the Israel-Lebanon Maritime Border Agreement. International Institue for Counter-Terrorism. Reichman University.
Karakurt, Ola. (2021). Lübnan-İsrail Deniz Sınırı Anlaşmazlığı ve Olası Senaryolar. TRT. https://www.trthaber.com/haber/dunya/lubnan-israil-deniz-siniri-anlasmazligi-ve-olasi-senaryolar-555906.html (Erişim Tarihi: 02.11.2023)
Singh, Abhay Kumar ve Rajiv, S Samuel C. (2022). Israel–Lebanon Maritime Boundary Agreement: An Assessment. Manohar Parrikar Institute for Defence Studies and Analyses.
T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2010). Press Release Regarding the Exclusive Economic Zone (EEZ) Delimitation Agreement Signed Between Greek Cypriot Administration and Israel. https://www.mfa.gov.tr/no_-288_-21-december-2010_-press-release-regarding-the-exclusive-economic-zone-_eez_-delimitation-agreement–signed-between-greek-cypriot-administration-and-israel.en.mfa
Times of Israel. (2022). Netanyahu slams Lebanon deal as a ‘historic surrender’ to Hezbollah, Iran. https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/netanyahu-slams-lebanon-deal-as-a-historic-surrender-to-hezbollah-iran/
United Nations Development Programme. (2014). The Maritime Boundaries and Natural Resources of the Republic of Lebanon

















Leave a comment