Birinci İntifada ile birlikte 1987’de resmi olarak kurulan Hamas, Filistin topraklarında İsrail baskısına karşı çıkmış ve kurulduğu tarihten günümüze kadar cihat anlayışını benimsemiştir. İhvan Hareketi’nin bir uzantısı olan Hamas Birinci İntifada sırasında kıt imkanlarla direnişe başlamıştır. Hamas zaman zaman bölgedeki Arap rejimler tarafından desteklense de kökeni sebebiyle birçok Arap rejim tarafından tehdit olarak algılanmıştır. Bu bağlamda kurulduğu tarihten bu yana istikrarlı bir şekilde askeri destek alabildiği tek devletin İran olduğunu söyleyebiliriz. Hamas’ı Birinci İntifada sırasındaki direnişi ile herkes tanımaya başlasa da, Oslo Görüşmelerinde barışa karşı direnişi savunması ve İsrail ile FKÖ arasındaki barış görüşmelerinin akamete uğramasıyla birlikte Filistinliler nazarında ciddi bir meşruiyet kazanmıştır.
Hamas, barış sürecinde masaya oturmayı tercih eden FKÖ’ye alternatif oluşturmak ve direniş göstermek zorunda kalmıştır. Ayrıca, İsrail’in uyguladığı baskılar neticesinde Oslo görüşmeleriyle birlikte Filistinlilerin hakkını savunacak bir unsurun kalmadığı düşüncesi Hamas’ı cepheye sürmüştür. İsrail’e karşı 1990’ların ilk yarısında saldırı düzenlemeye başlayan Hamas’ın bu seçeneği benimsemesinde iki olay etkili olmuştur. Bunlar Halil İbrahim Cami katliamı ve Hamas’ın komutanlarından Yahya Ayyaş’ın suikasta uğramasıdır. Hamas’in lider kadrosu İsrail’de sivil hedeflere karşı saldırı düzenlemeyi reddetse de, 25 Şubat 1994 tarihindeki Halil İbrahim Cami katliamından sonra askeri strateji kapsamında sivil hedeflere yönelik saldırılar gerçekleştirmeye başlamıştır. Bu kapsamda ilk gerçekleşen saldırı 6 Nisan 1994’te Afula’da Yahya Ayyaş’ın hazırladığı bir bomba düzeneğinin patlatılması olmuştur (Baconi, 2018). Ayrıca, taraflar arasındaki asimetrik güç dengesi sebebiyle intihar saldırıları düzenleyen Hamas, İsrail vatandaşlarını korkuttuğunu gözlemleyince bu tarz eylemlerin sayısı artmıştır. Bu süreçte, Hamas’ın silah kapasitesinin düşük olması da onu alternatif saldırı stratejilerine yöneltmiştir. Bu süreçte Hamas’ın askeri kanadının saldırı stratejisinde intihar saldırıları kadar tünel saldırılarının da etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca tünellerden İsrail’in güneyindeki bölgelerine geçerek İsrail hedeflerine saldırılar düzenlenmiştir. Hamas’ın bu dönemde yürütmüş olduğu askeri stratejiler kendi kitlesini oluşturması bakımından önemlidir. Nitekim, 2006’da gerçekleştirilen Filistin seçimlerinde Hamas’ın seçimleri kazanmış olması ve Filistin’de bir İslam devletini yürürlüğe sokması için önemli bir adımdır.

Oslo sürecinden sonra Hamas’ın askeri imkanlarında ise önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. 2005 yılında İran, Suriye ve Lübnan’dan silah almaya başlayan direniş grubu ilerleyen dönemde kendi mühendisleri ile elindeki silahları geliştirmiş ve yeni silahlar üreterek İsrail tarafından bir tehdit haline gelmiştir. Nitekim, gelişmelerle birlikte Gazze’nin 20 km kuzeyindeki Aşkelon ve Sderot hedef haline gelmiş ve ilk olarak Dökme Kurşun Operasyonu’nda hedef alınmıştır. Hamas’ın bu saldırılarının yıkıcılığı ve isabet oranı düşük olsa da İsrail’in güneyinde hayatı durma noktasına getirerek, İsrailli sivillerin büyük bir korkuya kapılmalarına neden olmaktadır. Nitekim, Sderot halkının %10-12’si Hamas’ın bu saldırıları neticesinde İsrail’in daha güvenilir bölgelerine göç etmek zorunda kalmıştır. Ayrıca, bölgenin ekonomik durumu da İsrail’e göre ortalamanın altında kalmıştır. Güvenlik sıkıntıları nedeniyle fazla yatırım çekmeyen bölgede birçok işletme sahibi iş yerini kapatmıştır (Amnesty International, 2009).
Hamas’ın 2006 yılından sonra İsrail’e karşı değişen saldırı stratejilerinden biri ise intihar saldırıları olmuştur. Bu kapsamda, Hamas’ın fetva mercii Yusuf Karadavi, yeni fetva vererek intihar eylemlerinin artık uygulanmaması gerektiğini belirtmiştir. Karadavi sebep olarak direnişin artık silah ve teçhizat olarak daha geniş imkanlara sahip olduğunu ileri sürmüştür (Mecra, 2019). Bunun yanında intihar saldırılarının özellikle Batı’da İslamofobi’yi tetiklemesi ve direnişin imajını olumsuz etkilemesi de bu kararda etkili olmuştur.
Hamas, füze sayısı ve menzili konusunda kendisini geliştirirken Dökme Kurşun Operasyonu sırasında bir kara saldırısına karşı hazır olmadığı görülmüştür. Bu operasyon sırasında yaklaşık 15.000 kişilik Kassam Tugayları’nın hafif ve ağır olmak üzere silahlandırıldığının ancak teknolojik imkanlarının kısıtlı olması ve İsrail birliklerinin kara saldırısından önce havadan gerekli yerleri vurmasıyla birlikte Hamas’ın direncini azalmıştır. Bu yüzden, Kassam liderleri strateji olarak İsrail’e karşı hızlı ve vur-kaç operasyonları düzenlemek istemişlerdir. İsrail güvenlik güçlerinin Hamas’ın ağır silahlarının bulunduğu cephaneleri havadan vurması ve birçok uçaksavar ve tanksavarın kullanılamaz hale gelmesi Hamas’ın kara savaşında başarılı olamamasına yol açmıştır (Jeferis, 2016).
Oslo Barış Süreci’nde Hamas’ın İsrail’e sızmasında önemli bir rolü olan tüneller, seçimden sonra da Hareket’in silahlanmasında etkili olmuştur. Özellikle 2010 yılından sonra İsrail raporlarına göre Hamas füzelerinin sayıca ve nitelik olarak büyüdüğü görülmektedir. Grad, Oghab ve Fecr tipi füzelerin menzili arttırılarak İsrail’in stratejik bölgeleri için önemli bir tehdit olmuşlardır. Bu füzeler Tel Aviv’e veya Negev Çölü’ndeki İsrail nükleer tesislerine erişiminin mümkün olması İsrail’in telaşlanmasına ve tünellerin bir milli güvenlik sorunu haline gelmesine yol açmıştır. Ayrıca bu tüneller Hamas ve diğer direniş gruplarının silahlanmak için kullanıldığı görülmektedir. Zira, İsrail raporlarına göre buradan sadece küçük silahlar değil, aynı zamanda uçaksavar, tanksavar ve ağır silahların Gazze Şeridi’ne sokulduğu bilinmektedir (Zanotti, 2010). Hamas’ın askeri stratejisi için tünellerin önemi 2012’deki Savunma Sütunu Operasyonu’nda da görülmektedir. İsrail, Hamas’ın tünellerinin önüne geçebilmek için 2009’da yaptığı gibi 2012’de de Savunma Sütunu Operasyonunu düzenlemiştir. Hamas, bu operasyon sırasında fırlattığı füzelerin Demir Kubbe Savunma sistemi yüzünden İsrail’e bir tehdit oluşturamadığını görmesiyle birlikte saldırı stratejisi olarak tünel saldırılarını geliştirmeye özen göstermiştir. Nitekim, iki ay sonra İsrail Güvenlik Birimleri Gazze sınırında Ein Hashlosha’nın yakınlarında 1,8 km boyunda 800 ton beton kullanılan, elektrikle donatılmış, direnişçilerin birkaç ay boyunca içinde yaşayabilecekleri gıdalarla donatılmış, tahmini maliyeti 10 milyon doları bulan bir tünel bulmuştur. Bu tünel, İsrail’in karşı karşıya kaldığı güvenlik tehdidini ortaya koymaktadır (Amer, 2013). Bu tüneller Hamas’ın uzun vadeli savaş stratejisinin en önemli parçasını teşkil etmiştir. Nitekim, Yahya es-Sinvar tünelleri kastederek, “Bugün İsrail bizi değil, biz onları istila ediyoruz.” demesi, tünellerin mahiyetini göstermektedir (Rubenstein, 2014).

2005 yılında İran, Suriye ve Lübnan’dan silah almaya başlayan Hareket ilerleyen dönemde kendi mühendisleri ile elindeki silahları geliştirmiş ve yeni silahlar üreterek İsrail tarafından bir tehdit haline gelmiştir. Bu silahların başında ise Muhammed Zevari tarafından üretilen Ebabil isimli İnsansız Hava Araçları (İHA) gelmektedir. Bunun yanında Hamas yapımı Uzi, zırhlı araçlara yönelik mayınlar, R160, El- Attar, Ebu Şemmale ve El- Gul adlı füzeler direnişin kendi imkanları ile ürettiği ve geliştirdiği silahların başında gelmektedir. Ancak, üretilen ve geliştirilen bu silahlara rağmen Hamas’ın operasyonel gücü hala bir kırılganlık içermektedir. Nitekim, 2008 yılında Dökme Kurşun Operasyonu sırasında direniş güçleri İsrail güneyine yaklaşık 600 füze atmasına rağmen bu füzelerin isabet oranı düşük kalmıştır. Ancak, 2008 yılından günümüze Hamas’ın askeri kanadının silah sayısı ve niteliğinin arttığı görülmektedir. Hamas’ın 2014’teki Gazze Savaşında ilk defa İsrail’e deniz komandoları vasıtasıyla sızma operasyonu gerçekleştirdiği görülmektedir. Bu savaşta Hamas’ın önde gelen isimlerinden Mahmud Zahar’ın “Onlar bizi değil, biz onları işgal edeceğiz.” açıklaması ve Kassam Tugaylarının sözcüsü Ebu Ubeyde’nin “Tüneller direnişin yöntemlerinden biridir ve gelecekte yaşanacak savaşta en etkili silah olacaktır.” açıklaması tünellerin Hamas’ın saldırı stratejisinde ne denli önemli olduğunu göstermektedir (Halevi, 2015).

Aksa Tufanı operasyonu ile birlikte Hamas’ın askeri kabiliyetinin geçmişe nazaran daha gelişmiş olduğu görülmektedir. Bu kapsamda, Hamas’ın füzelerinin nicelik, menzil ve etki olarak geliştiği görülmektedir. Bunun ilk işaretlerini ise 2021 yılında Hamas ile İsrail arasındaki çatışmada görmek mümkündür. Bu çatışmada, Hamas’ın İsrail’e çok sayıda füze göndermesiyle birlikte Demir Kubbe Savunma sisteminin başarı oranı düştüğü ve bu füzelerin İsrail yerleşim birimlerine düştüğü görülmüştür. 7 Ekim’de başlayan son savaşla birlikte de Hamas’ın füzelerinin Aşkelon’dan Tel Aviv’e kadar uzanabildiğini görüyoruz. Ancak, son savaşta Hamas’ın paramotorlarla İsrail’e sızması, karakolları ve askeri üsleri ele geçirmesi, İsrail’in Gazze ile savaşında önemli bir yer tutan Gazze birliğini imha etmesi ve çok sayıda önemli subayın esir alınması Hamas’ın ilk defa istihbarat savaşında İsrail’e üstünlük sağladığını göstermektedir. Ayrıca, Hamas ilk defa İsrail’e bu kadar kapsamlı bir sızma operasyonu gerçekleştirme başarısı göstermiştir. Son olarak İsrail’in Gazze Şeridi’ne kara operasyonu başlatmasıyla birlikte daha Gazze’nin merkezine giremeden Hamas tarafından birçok tank, buldozer ve zırhlı aracın imha edilmesi Hamas’ın bu saldırı için uzun zamandır hazırlandığını ve askeri yeteneklerini geçmişe göre hayli geliştirdiğini göstermektedir.
Ahmet Vefa Rende (2023).
*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.
Kaynakça
Amer, A. (2013). Tunnel May Signal Shift In Hamas-Israel Conflict. Al-Monitor, 7 Kasım 2023 tarihinde http://www.almonitor.com/pulse/originals/2013/10/gaza-tunnel-israel-shift-hamas-war.html adresinden alındı.
Baconi, T. (2018). Hamas Contained The Rise And Pasification of Palestinian Resistance. Stanford: Stanford University Press.
Gunning, J. (2004). Peace with Hamas? The Transforming Potential of Political Participation. Inernational Affairs, (80), 233-255).
Israel/Gaza: Operation ‘Cast Lead’: 22 Days of Death and Destruction, (2009). London: Amnesty International.
Jeferis, J. (2016). Hamas: Terrorism, Governance and Its Future in the Middle East. California: Prager Security International.
Halevi, J. (2015). Hamas Strategy Revealed. Jarusalem Center for Public Affairs, 7 Kasım 2023 tarihinde https://jcpa.org/the-gaza-war-2014/hamas-strategies/ adresinden alındı.
HAMAS: İslami Bir İz Düşüm. (2019). Mecra. 6 Kasım 2023 tarihinde https://www.gzt.com/mecra/hamas-islm-bir-izdusum-3510300 adresinden alındı.
Rubenstein, D. (2014). Hamas Tunnel Network: A Massacre in the Making. Jarusalem Center for Public Affairs. 6 Kasım 2023 tarihinde https://jcpa.org/the-gaza-war-2014/hamas-tunnel-network/ adresinden alındı.
Zanotti, J. (2010). Hamas: Background and Issues for Congress. Congressional Research Service.

















Leave a comment