Küreselleşmenin Yüzyılı olan 21. yüzyılda ortaya çıkan yeni dengeler artık 20. Yüzyılın eski dengeleri ile örtüşmemektedir.20. yüzyılda tesis edilen Birleşmiş Milletler ile birlikte uluslararası ilişkilerde başat rol oynayan oyun kurucuların yalnızca devletler olduğu kabul edilirken21. yüzyılda ise uluslararası ilişkileri ve dünya ekonomisini yönlendiren güç odaklarının devlet dışı aktörler olan çokuluslu şirketler, hükümet dışı örgütler, medya kartelleri, araştırma ve düşünce (think-tank) kuruluşları, hatta bazı devletlerin yıllık GSMH’ sından daha yüksek bireysel serveti elinde bulunduran bireyler ve yatırımcı konsorsiyumlar olduğu su götürmez bir gerçektir. Öyle ki dünyanın en büyük 200 çokuluslu şirketinin toplam kaynakları Birleşmiş Milletler üyesi 189 ülkeden 182’sinin toplam ekonomik büyüklüklerinden fazladır.[1]
John Micklethwaitt ve Adrian Wooldridge “A Future Perfect” adlı kitaplarında, küreselleşmenin yeni bir uluslararası sistem olduğuna işaret ederek, bu yeni dünya düzeninin yeni yönetici sınıfı için de bir terim ortaya attılar: “Kozmokratlar”. Küresel ekonomiye siyasetçiler, iş adamları, akademisyenler ve diplomatlardan oluşan yeni bir elit sınıfın yön verdiğini savunan Micklethwait ve Wooldridge, çok seyahat eden ve başta internet olmak üzere bilgi iletişim teknolojilerini sıkça kullanan kozmokratların sayısının bütün dünyada 20milyoncivarında olduğunu öne sürüyorlar. [2]
Küreselleşmenin Yüzyılı aynı zamanda ulus devletler aleyhine gelişen birçok olayın ve olgununun da ev sahipliğini yapmaktadır. Bunların başında ise devlet dışı küresel aktörlerin büyük ölçüde çıkar çatışması yaşadığı ulus devletlerin varlığına yönelik sürdürdükleri her türden yıkıcı ve yıpratıcı faaliyetleri gelmektedir. Şartlar ve ortaya çıkan yeni dengeler böyleyken ulus devletlerin de bu yıkıcı ve yıpratıcı faaliyetler karşısında ulusal güvenlik ve istihbarat paradigmalarını kapsamlı şekilde yeniden gözden geçirmeleri kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu bağlamda artık geleneksel/klasik istihbarat çarklarının ulusal güvenlik çervevesinde yeterince verimlilik sağlayamayacağı aşikardır. Özetle Yeni Dünya Düzeni ulus devletlerin güvenlik ve istihbarat paradigmasında PROAKTİF İSTİHBARAT YAKLAŞIMI çerçevesinde değişiklikler yapmayı zaruri hale getirmiştir.
Proaktif, bir durum ortaya çıktıktan sonra ona tepki vermektense o durumu yaratan veya kontrol eden kişi ya da hareketler için kullanılan bir sıfattır. Bazı kaynaklar ise proaktif olmayı, bir olayın gerçekleşmesini beklemeden değişim yaratarak olayın oluşunun engellenmesi veya istenilen yönde değiştirilmesi olarak tanımlamaktadır (Oxford Dictionary, Cambridge Dictionary etc.).
Proaktif yaklaşımın istihbarata uyarlanması ile ortaya çıkan proaktif istihbarat ise herhangi bir potansiyel riski, onu var eden unsurları etkileyerek ortadan kaldırmayı ve hatta riskin gelecekte oluşmasını engellemeyi amaçlar.[3] Bunun için şu anki gerçekliği tespit edip, bu gerçekliğe etki ederek risk ve tehditlerin somutlaşmasını engeller.[4]
Klasik istihbaratın amacı, klasik istihbarat çarkından geçerek gelen değerlendirilmiş, işlenmiş, doğruluk ve güvenilirlik derecelerine göre sınıflandırılmış bilgiyi karar verici mekanizmalara ulaştırarak, karar alma sürecindeki belirsizliği ve bilinmezliği en aza indirmektir. Diğer bir deyişle, ne birçok seçenek arasında bulunan belli bir senaryonun gerçekleşmesini sağlayan mekanizmaları derinlemesine incelemek ve anlamak ne de geleceği tasarlamak ve hatta şekillendirmek klasik istihbaratın amaçları arasında bulunmamaktadır. Yeni güvenlik koşullarında klasik istihbaratın uzun dönemde başarısız olmasının temeli ve bu istihbaratın özündeki zafiyet büyük ölçüde bu eksiklikten kaynaklanmaktadır.[5]
Çağın gerektirdiği koşullar çerçevesinde uluslararası mücadele arenasında hayatta ve ayakta kalabilmek için risk ve tehditlerle zamanın ötesine geçerek mücadele etmenin önemini ve hayatiliğini kavrayan MİT, Millî İstihbarat Teşkilâtı 2023 Yılı Faaliyet Raporu’nda proaktifliğin önemine tam iki yerde şu şekilde vurgu yapmıştır:
“Ülkemizin ve Teşkilâtımızın değişen küresel ve bölgesel tehditlerle mücadelede kendine yeterli, ön alıcı, caydırıcı ve proaktif hareket tarzı benimseyerek kısa ve uzun vadeli gelişmeleri yönlendirebilen bir kapasiteye ulaşması hayati önemdedir. İnsan ve teknik kapasitesiyle öngörü yeteneği yüksek, hızlı karar verebilen, kaynaklarını etkin kullanan, kendini sürekli yenileyen akıllı bir organizasyon olarak hareket eden Millî İstihbarat Teşkilâtı, Devletimizin ve milletimizin korunmasında, bölgemizin huzurunda ve dünyamızın istikrarında kilit roller oynamaya devam edecektir.” , “Devletimizin millî menfaatlerini ilgilendiren tüm bölgelerde proaktif politika izleme vizyonu doğrultusunda Teşkilât, ülkemizin varlık gösterdiği her alanda faaliyetlerine devam etmiştir.
“Bu kapsamda MİT, 2023 yılında Devletimizin âlî menfaatleri çerçevesinde oyun değiştirici birçok hamleye katkıda bulunmuş, Suriye, Ukrayna, Libya, Yukarı Karabağ gibi sahalarda operasyonel çalışmalar yürütmüş ve başarılı görevler icra etmiştir”. [6]
Bunun yanı sıra proaktif yaklaşım kavramı bizzat Milli İstihbarat Teşkilatı’nın resmi sitesinde “BİZ KİMİZ” başlığını taşıyan kurumsal tanıtım bölümünde de kendine şu şekilde yer bulmuştur: “Güncel tehdit ve fırsatların ortaya çıkardığı şartlar neticesinde2937sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu’nda yapılan son değişiklikler ve düzenlemeler ile birlikte MİT, son derece esnek, proaktif ve otonom bir yapıya kavuşmuştur.”[7]
Bu perspektiften bakıldığında MİT’in, artık tehdidi bekleyen değil; tehdidin peşinden koşan, onu arayıp bulan bir teşkilata evirildiğine tanıklık edilmektedir. Bu dönüşümde MİT reformlarının merkeze alındığı yeni bir doktrinasyon belirmekte; Soğuk Savaş öncesinde Alman (Prusya), 1950’lilerin başından itibaren ise Amerikan ekolüne giren Teşkilatın, Fidan dönemiyle birlikte diğer ülkelerin dayattığı doktriner kısıtlamalardan kurtulduğu, Türkiye’ye özgü proaktif ve entegre bir istihbarat doktrini benimsendiği görülmektedir.[8]
Ahmet Demirci (2025).
*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.
KAYNAKÇA
[1] https://www.mfa.gov.tr/kuresellesme-yeni-dunya-duzeni.tr.mfa [2] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/politik-sosyal- kulturel-arastirmalar-merkezi/kozmokrasi
[3] Sözer, Sema (2013). proaktif istihbarat : psikopati ve travma geçmişine dayalı şiddetsuçu öngörme modeli
[4] SERRA Jordi, “Proactive Intelligence”, Futures, 2008, Vol. 40 [5] Sözer, Sema (2013). proaktif istihbarat : psikopati ve travma geçmişine dayalı şiddetsuçu öngörme modeli sf 32
[6]https://www.mit.gov.tr/uploads/f/znyYgMZdUvDr.PDF (Milli İstihbarat Teşkilatı 2023 Faaliyet Raporu)
[7] https://www.mit.gov.tr/hakkimizda.html
[8] Seren, Merve (2021). Türk İstihbaratının Değişen Dinamikleri: Son 10 Yılda Reform, Siyasa ve Operasyonel Açılım
https://www.mit.gov.tr/duyuru_teror-ve-pkkkck-ile-mucadelede-proaktif- yaklasimimiz_28.html
https://kriterdergi.com/dosya-turkiyede-ve-dunyada-istihbarat/mitin-donusumu istihbarat-diplomasisi-operasyonel-acilim-proaktif-strateji
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/hakan-fidanin-disisleri-bakanliginda- reform-hedefi-42365347
https://www.mit.gov.tr/hakkimizda.html

















Ahmet Kardeşim, faydalı bir analiz olmuş