İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi
Cumartesi , 19 Eylül 2026
info@igam.org.tr
Home Analizler Zengezur Koridoru ve Türkiye’nin Terörizmle Mücadelesine Olası Etkileri
AnalizlerTerörizm ve Radikalizm

Zengezur Koridoru ve Türkiye’nin Terörizmle Mücadelesine Olası Etkileri

ZENGEZUR
ZENGEZUR

19 Eylül 2023 tarihinde Dağlık Karabağ bölgesinde Azerbaycan Ordusu tarafından başlatılan ve 24 saatlik bir sürede net zaferle sonuçlanan anti-terör operasyonunun çok sayıda jeopolitik sonuç doğuracağı görülmektedir. Burada ortaya çıkacak sonuçların geneli ekonomi, enerji ve ticaret alanlarında olacağı aşikârdır. Fakat hazırlanan bu rapor olayın terörizmle ilgili kısımlarına işaret etmektedir. Bu kapsamda ortaya çıkacak olan jeopolitik etkinin terörle mücadeleye etkisine yönelik olacaktır.

2020 yılında aynı bölgede Azerbaycan ile Ermenistan arasında gerçekleşen ve 44 gün süren Dağlık Karabağ Savaşı neticesinde Azerbaycan savaştan galip çıkmış fakat devamında imzalanan Ateşkes Anlaşması bölgede ümit edilen barış ve istikrar ortamını sağlamakta yetersiz kalmıştır. Anlaşmadan sonra devam eden süreçte ise Dağlık Karabağ bölgesinde herhangi bir resmî tanınırlığı olmayan sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti Savunma Ordusu Azerbaycan’a yönelik terör saldırıları gerçekleştirmeye başlamıştır. Oldukça radikal milliyetçi çizgide ilerleyen bu grup, terör saldırılarını 2023 yılında zirveye çıkarmış, Eylül ayında Azerbaycan devlet görevlilerinin araçlarına yönelik saldırılarla can kaybı yaratmış ve yine aynı ay içerisinde referandum gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Neticesinde ise Azerbaycan tarafından gerçekleştirilen anti-terör operasyonu ile ağır ve net yenilgi alan sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti tüm kurumları ile beraber kendisini lağvetme kararı almıştır.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) yıkılmasından bugüne değin 2023 yılında gerçekleşen operasyonla beraber bölgede üçüncü kez sıcak çatışma yaşanmıştır ve belli ki sorunun çözümü ilerleyen dönemlerde de devam edecektir. Fakat böylesine dar bir bölgede kronik güvensizlik halinin devam etmesinde çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerden en öne çıkan durum ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya Federasyonu (RF) gibi küresel güçler ile Türkiye Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti gibi bölgesel güçlerin farklı tehdit algılamaları ve çıkar çatışmalarından kaynaklanmaktadır. Diğer bir ifadeyle gerek uluslararası sistem gerekse bölgesel güvenlik kompleksleri kapsamında küresel ve bölgesel güçlerin ortak bir tutum alamadıklarından kaynaklanmaktadır. Son yıllarda Çin, Hindistan ve Fransa gibi devletlerin bölgeye yönelik artan doğrudan ilgisi bu süreci daha girift bir hale getirmektedir. Bu girift yapının anahtarı ise 2020 yılında gerçekleştirilen Ateşkes Anlaşmasının 9. maddesidir. İlgili maddeye göre Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayan yeni ulaşım bağlantılarının inşası öngörülmektedir. Nahçıvan ile Azerbaycan bölgeleri arasında kalan ve İran ile Ermenistan sınırına paralel olarak inşa edilmesi öngörülen yaklaşık 40-50 kilometrelik bağlantı yolu ilerleyen süreçte ya aktörleri ekonomik ve ticari alanlarda birer ortak yapacak ya da yine bu aktörleri bir savaşın tarafları haline getirecektir.

 

Zengezur Koridoru olarak adlandırılan bu transit hat Azerbaycan ile Nahçıvan arasında bir geçiş olanağı yaratacağı gibi Hazar ve Orta Asya bölgelerini Türkiye’ye ve hatta Avrupa’ya karasal olarak da bağlayacaktır. İki ülke arasındaki transit geçişler İran üzerinden gerçekleşmekte iken ilerleyen süreçte İran bypass durumda kalacaktır ve koridorun Rusya güçleri tarafından kontrol edilmesi yine Ermenistan ile İran arasındaki ilişkilerde başka bir aktörün devreye girmesine sebep olacaktır. Bunlara ek olarak Türkiye-Irak Kalkınma Yolu Projesi ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin Bir Kuşak Bir Yol Projesine karşıt olarak planlanan ve 2023 Birleşmiş Milletler 78. Genel Kurul Toplantısında tüm dünyaya duyurulan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) bölgesel ve küresel dinamikleri doğrudan etkileyecektir.

İnşa edilmesi planlanan Zengezur Koridorunun ekonomik ve ticari olduğu kadar güvenlik ve terörizm alanlarında da etkisi olacaktır. Bu koridor ile İran ve Ermenistan arasına kontrol edilen ticari bir hat çekilmiş olacak ve iki ülke arasındaki geçişlerde güvenlik tedbirleri alınacaktır. Bu durumda ise İran’dan Ermenistan’a karayolundan geçen ve PKK terör örgütü militanları için ülkemize geçişte en çok kullanılan rotalardan biri kapanmış olacaktır.

 

Burada esas olan öncelikle İran’ın dış politika yaklaşımının temellerini anlamaktır. İran’ın dış politika yaklaşımı kimlik temelli gibi gözükse de esasen oldukça pragmatisttir. Burada kendilerine çizdikleri yol da ülkenin ulusal, ideolojik ve dini varlığını devam ettirebilmeye dayanan her türlü araca başvurmaya dayanmaktadır. Bu yolla öncelikli tehdit algısı olan İsrail’e ve ABD’nin bölgedeki varlığına karşı yerel aktörlerle ve silahlı gruplarda doğrudan iş birliği yapma noktasında herhangi bir sakınca görmemektedir. Kaldı ki İran dış politikasının temelinde yatan diğer bir unsur ise takiyyedir. Bu yolla aslında karşıt olarak gördüğü bir silahlı grupla örtülü iş birliği yaparak dış politika enstrümanlarını çeşitlendirebilmektedir. Ayrıca bölgedeki ulusal, dini ve ideolojik varlığını devam ettirebilmek için bölgesel hegemon olma iddiası içerisindedir ki bunun için nükleer caydırıcılığa sahip olana kadar diğer bölge devletleriyle doğrudan bir çatışma alanına girmemeye çalışmaktadır.

İran’ın bölgesel hegemon olma iddiasında en büyük rakipleri İsrail ve Türkiye olarak gözükmektedir. İran özellikle Türkiye ile doğrudan bir çatışmadan kaçınmaktadır. İran sıcak çatışma ya da savaş yerine silahlı gruplarla örtülü iş birliği içerisindedir ki burada başvurduğu araçlardan bir tanesi PKK terör örgütüdür. Ayrıca İran terör kartını kullanırken Suriye ile iş birliğine girerek de yapmaktadır. Bunun en bariz örneklerini Irak’ta Kürt ayrılıkçı gruplara verdikleri destekle ülkede parçalı bir yapı oluşmasında görmek mümkündür. Terör örgütüyle derinleşen iş birliği neticesinde bugün Irak Kürt Bölgesel Yönetimine (IKBY) karşı da PKK ile iş birliği içine girmektedir. Kaldı ki IKBY Peşmerge Bakan Yardımcısı Serbest Lezgin İran Devrim Muhafızları Ordusu (Pasdaran) ile PKK’nın İran yapılanması olan PJAK arasında tam bir iş birliği olduğunu ima eden açıklamalarda da bulundu. Bu sayede Irak’ta Şii grupların etkinliği artacak ve ülke İran etkisi altına girecektir. Benzer şekilde İran Türkiye’ye karşı da terör örgütü ile örtülü iş birliğine gidebilmektedir. Bu noktada PKK terör örgütü militanlarının Pasdaran tarafından eğitilmesi, bu yapının kamplarının kullanılması ve Türkiye’ye gerek Türkiye-İran ve Türkiye-Ermenistan sınırları üzerinden geçişlerinin sağlanması noktasında destek vermektedir. Burada İran sınırı üzerinden Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinden geçiş şansı bulan örgüt Ermenistan sınırı aracılığıyla hareket alanını Karadeniz Bölgesine de çevirebilmiştir. Bu sebeple PKK terör örgütünün İran’la ve Ermenistan’la olan örtülü iş birliği aracılığıyla örgüt Türkiye sınırları içerisinde kendisine yeni manevra ve mevzi bulma fırsatı yaratarak mobilizasyonunu artırabilmiştir.

 

Zengezur koridorunun terörizm açısından etkileyeceği diğer bir husus ise özellikle Afganistan ve Pakistan’dan gelen ve İran üzerinden Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapan düzensiz göçtür. PKK örneğinde olduğu gibi burada da İran’ın kaçak göçmenleri yönlendirdiği ciddi iddialar arasında yer almaktadır. Kaçak göçmen sorununda Türkiye’ye giriş yapan kişilerin uzun yıllardır savaş olan bölgelerde yaşamaları neticesinde ahlaki ve etik kopuşlar yaşamaları, şiddeti meşru görmeleri ve hâlihazırda radikalleşmiş oldukları göz önüne alındığında terör örgütleri için angaje edilebilecek olmaları ciddi tehdit riski taşımaktadır. Kaldı ki kitleler halinde genç bir erkek nüfusunun hareket etmesi bu tehdit riskini çok farklı boyutlara taşımaktadır. Bu sebeple İran-Ermenistan sınırı arasındaki geçişin kontrol altına alınabilmesi Türkiye’nin kuzey bölgesine olan göç hareketindeki yoğunluğu azaltacaktır ve tehdit riski göreceli olarak azalacaktır.

 

Tüm bunlar neticesinde Zengezur Koridoru üzerinde bir transit geçiş güzergahının inşa edilmesi ve kontrol edilmesi Türkiye’nin güvenliği açısından iki kritik noktada fayda sağlayacaktır. Bunlardan ilki var olan tehditlerden biridir ki bu PKK terör örgütüdür. Bu koridorun Türk dış politikasında istenen şekliyle inşa edilmesi İran-PKK-Ermenistan arasındaki örtülü iş birliğini doğrudan etkileyecektir. Diğer nokta ise Pakistan ve Afganistan’dan gelen; İran-Ermenistan rotası üzerinden Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapan ve orta vadede ciddi bir tehdit olasılığına sahip olan radikalleşmiş bireylerin ve grupların hareketliliğinin azalmasıdır. Bu sayede gerek terör örgütü militanları gerekse kaçak göçmenler için bir rotanın kapanması Türkiye’nin bölgedeki manevra alanını genişletecektir. Tabii buradaki temel hususlar Zengezur’da bir transit geçiş hattının inşa edilmesi ve Türkiye’nin Güney Kafkasya bölgesindeki etkinliği ve diplomatik gücüdür. Azerbaycan’ın anti-terör operasyonunun başarılı sonuçlanması ve zorlayıcı diplomasi yöntemi ile Azerbaycan ve Türkiye’nin diplomasideki artan ağırlığı sürecin olumlu yönde ilerlemesine olanak sağlamıştır. Fakat bölgenin jeostratejik önemi ve diğer büyük devletlerin gerek ticari-ekonomik gerekse güvenlik alanındaki çıkarları doğrultusunda Türkiye’nin kritik diplomatik hamlelere ve kaynaklara başvurarak akılcı bir yol izlemesi elzem bir durumdur.

Kerem Aydemir (2023).

*Analizlerdeki fikirler yazarına aittir ve İstihbarat ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinin editöryal politikasını yansıtmamaktadır.

Leave a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Articles

AnalizlerSiber Güvenlik

Siber Terörizm Kavramı ve Etkileri Üzerine

Günümüzde şüphesiz hayatımızın çok büyük bir bölümü siber uzayda geçmektedir. Hayatımızdaki unsurların...

AnalizlerSavunma ve Stratejik Analizler

İran-İsrail Çatışmasına ABD’nin Müdahalesi: Orta Doğu’da Yeni Bir Dönem

1. Giriş Haziran 2025’te Amerika Birleşik Devletleri, İran’a yönelik bugüne dek gerçekleştirdiği...

AnalizlerSavunma ve Stratejik Analizler

İran–İsrail Çatışmasında Askeri Teknoloji ve İstihbarat

Giriş 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken uluslararası güvenlik paradigmasında köklü değişimler yaşanmakta,...

Analizlerİstihbarat Analizi

Proaktif İstihbarat Kalkanı ve Salam Dilimleme Stratejisi: Örtülü Tehditlere Karşı Erken Uyarı Mekanizması

Giriş Uluslararası ilişkilerde devletler, ulusal çıkarlarını korumak ve ilerletmek amacıyla çeşitli stratejiler...